Bursa Hakimiyet

İtalya'dan rengarenk otopark uygulamaları

Cumartesi yazımıza İtalya'nın en güzel kentlerinden esinlenerek yazılmış ve fotoğraflanmış ilginç bir öneriyle satır başı açıyorum.
İşte değerli okurum Enes Topçakar'ın görüş ve önerileri:

"Geçtiğimiz günlerde tatilimizi geçirmek ve kültürel zenginlikleri incelemek için bir grup arkadaşımızla İtalya'ya gittik. 
İtalya'da özellikle şehir merkezleri çok eski yıllarda inşaedildiği için buralara araç park etmek gerçekten çok zor. 
Ama İtalyanlar bu işin çaresini şöyle bulmuşlar. 
Caddeleri farklı renklerle boydan boya işaretlemişler. Bazı renkler araç park edilebilir, bazı renkler geçici park yapılabilir, bazı renkler de kesinlikle araç park edilemez anlamına geliyor. 
İtalya'da Milano, Napoli gibi farklı şehirlere gitmiş olsak da aynı renkler tüm şehirlerde aynı anlama geldiği için sürücüler tarafından kolaylıkla fark edilebiliyor. 



Bu uygulama da kentin o bölgesine hedeflenen amacının yanısıra farklı bir güzellik kazandırıyor.
Hatta birlikte gittiğimiz seyahat grubundan araç kiralayan bir arkadaş aracı park edilemez denilen yere park ettiği için araçlarını çok kısa sürede oradan çekmişler. Bursa'da da tüm cadde ve sokaklar adeta bir açık hava otoparkı gibi kullanılıyor. Ama zaman zaman bazı duyarsız kişiler araçlarını otobüs duraklarına, apartman otopark girişlerine, yaya kaldırımı veya çok işlek yerlere bile park ediyodr ve bırakıp gidiyorlar.. 
Araçlmarın hark edilebileceği yermler için bu tür renkli bir sınıflama yapılsa hem yaşanan zruluklar ve karmaşa, hem de trafik sıkışıklığı önlenebilir. 
Yetkililere bu güzel uygulamayı yerinde incelemelerini öneriyorum.
Eminim ki onlar da bu uygulamadan olumlu şekilde etkileneceklerdir.
Saygılarımla.." - 
Enes TOKÇAKAR
****
Tüm okurlarıma sağlık, huzur ve mutluluk içinde nice güzel ve rengarenk anılarla dolu geziler...

Yeni kitaplar

KENDİ GECESİNDE:- Ünlü yazar İnci Aral'ın yeni romanı Kendi Gecesinde, kişisel hesaplaşma olduğu kadar karmaşık bir aşk romanı. 
Aral; kahramanı Hayali'nin İstanbul'dan Londra'ya uzanan hikâyesini anlatıyor.
İnsan kendi gerçeğinden kaçamıyor. Herkesten gizlediğini içinde taşıyor, kimseyle konuşamadığını kendiyle konuşuyor. "Gece insanın içindedir" diyen Hayal Ali ya da Hayali'nin de yaptığı bu. İçindeki "Kara"ya konuşuyor.
Tarihi eser kaçakçısı babası Sadık Sami Balkan'ın kanundışı işlerinden kendini uzak tutamadığı için "kirli" hissediyor. Hafıza kuyusu kalabalık. Onu küçük yaşta terk ettiği için affedemediği annesi "kenarın dilberi" Yurdanur'u hatırlamasına engel olamıyor. 
Geçmişinde dokunduğu kadınlar aklına geliyor. Londra Hampstead'de bir erkekler yüzme havuzunda tanıdığı, yarı yaşındaki moda tasarımcısı Reyan'la karmaşık ilişkisini sorguluyor. 
Roman, Hayali'nin doğup büyüdüğü İstanbul Bebek'ten askerliğini yaptığı Diyarbakır'a ve oradan Londra'ya uzanan hikâyesini anlatıyor. Zamanda zikzaklar çizerek ilerleyen hikâyenin fonunda yer yer 12 Eylül iklimi hüküm sürüyor. Kendi Gecesinde, kişisel hesaplaşma olduğu kadar karmaşık bir aşk romanı. 
İnci Aral'ın usta kalemiyle oluşturduğu romanı 'Kırmızı Kedi' yayınlarından piyasada..

Çağdaş Erdoğan'ın objektifinden..

Geçen perşembe günü akşam üzeri Nilüfer, Nazım Hikmet Kültürevi'ndeki Yeraltı Sanat Galerisi'nde fotoğrdef sanatçısı Çağdaş Erdoğan'ın fotoğraf sergisi açıldı.
Külabalık bir sanatseverin biraraya geldiğiği sergi açılışında Yenişehir tarlalarında mevsimlik işçi oarak çalışan çocukların yaşamlarını konu alan çok çarpıcı görüntüler var.
Sergi, 20 Kasım'a kadar izlenebilecek.
Başarılı sanatçı Erdoğan'ı kutluyor ve fotoğrafa gönül veren tüm meraklılara bu sergiyi görmelerini öneriyorum.

Garip ama gerçek!..

*- Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.
*- Bal, bozulmayan tek gıdadır.
*- Ördeğin sesi yankı yapmaz.
*- Denizyıldızlarının beyni yoktur.
*- Üzüm mikrodalga fırında 
patlar.
*- İnsan yılda en az 
1460 rüya görür.
*- İçtiğimiz sular 3 milyar 
yaşındadır.
*- Karınca iki hafta su altında 
yaşayabilir.
*- Parmak izi gibi herkesin 
dil izi de farklıdır.
(Teşekkürler A.Bilal TEKİN)

Cumartesi neşesi

"Bir hastanedeki akıl hastası, öteki hastaya:
"Bir roman yazdım, al oku; beğenirsin' demiş ve arkadaşına kalınca bir kitap vermiş.
Öteki hasta bir hafta boyunca okumuş kitabı. Sonunda arkadaşına:
"Romanın çok ilginç ama biraz kalabalık, çok isim var içinde."
Kitabı veren hasta bu kez "al, ikinci cildini de oku" deyip kalınca bir kitap daha vermiş.
Aradan uzun bir bir zaman geçmis. Romanın ikinci cildini de alan akıl hastası: "Bunu da okudum, gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalik; çok isim var içinde."
O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine: "Verin bakayım o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben kaç gündür onları arayıp duruyordum ben de!."
(Teşekkürler Ertan NEŞE)