Bursa Hakimiyet

Masalcı Amca’dan ‘Bir Avuç Bursa’

Anımsayanlar olabilir; tarihi Kapalıçarşımızın Erakiyeciler içinde uzun yıllar ABC Manifatura isimli şık bir dükkan vardı. Özenle hazırlanmış, pırıl pırıl vitrininde en güzel kumaşlar sergilenir ve geçen hanımların bakışları vitrine odaklanırdı.
ABC Manifatura, çarşı eşrafından merhum Cemil Bubik’e aitti.
Çok çarpıcı vitrini de oğlu Yavuz Bubik en ünlü vitrin dekoratörlerine taş çıkartır şekilde düzenlerdi.
ABC Manifatura, artık Kapalıçarşı tarihinin unutulmazları arasında. Çarşı esnafının Cemil Amca’sı da saygınlığıyla anılıyor..
Yavuz Bubik’e gelince; o artık bir kalem erbabı. İlginç kitaplar yazıyor. Eserleriyle yarışmalara katılıyor, değerli ödüller kazanıyor.
Bir süre önce yazdığı ve kendi olanaklarıyla çoğaltıp çok az şekilde kitap haline getirip dostlarına armağan ettiği ‘Pembe Mineli Kolye’deki güzel İsveçli roman kahramanı Sonja onun başarılarını dopingledi..
Müthiş betimlemeler vardı romanda. Okurken bir film izliyordunuz sanki.
Yavuz Bubik, bu çalışmasından sonra adeta inzivaya çekildi.
Fakat boş durmuyormuş.
TAHİNLİ PİDE:
Yavuz Bubik Bursa’ya dair gözlemlerini topladığı son kitabında yaşadığımız şehrin yarım asırlık seyrini bir oya gibi işlemiş.
İhsan Celal Antel’in fotoğrafları eşliğindeki anılarını masalsı bir dille anlatmış.  ‘Masalcı Amcadan Bir Avuç Bursa’ kitabını okurken bazen gülümsüyor, bazen hüzünleniyorsunuz.
Kitap Gökçen Ailesi’nin desteğiyle hayata geçirilmiş.
Kitabın tanıtım toplantısı geçen çarşamba sabahı Gökçen Ailesi’ne ait tarihi Karamustafa Kaplıcası’nda yapıldı.
Tarihi mekana girişteki o ilginç atmosfer içinde yapılan toplantıda kitaba katkı sağlayan Şükufe Gökçen İskit ve Banu Demirağ, eski Bursa geleneklerinde gelin hamamında ikram edilen tahinli pide ikramlı bir sabah kahvaltısı da sundular konuklara.
İLK AŞK:
 Çok güzel bir konuşma yaptı Bubik o sabah. Karamustafa’nın girişindeki mermer şadırvanda şakıyan ve tarihi mekanda yankılanan su sesleri arasında
Bursa sevdalısı Gökçenler’e ve kitaba emek verenlere teşekkür etti. Ve “Afyon’dan 1956’da gelip Bursa’ya yerleştik. Mevsim bahardı. Yeşil denizi, muhteşem ova, gövdeleri göztaşının buğulu turkuvazı ile boyanmış şeftali ağaçların pembe, beyaz çiçekleri ile bezeliydi. 16 yaşımda ve romantik duygular yüklüydüm.  
Komşu kızıyla beraber bu güzelliğe ve Bursa’ya da âşık oldum. Komşu kızı duygularımı öğrenemeden başka bir kente taşındı. Bana Bursa kaldı.
Yıllar geçti. Evlendim, sevgili eşime aşkım, yaşam mücadeleleri, çoluk çocuk yetiştirme süreci ile ilk aşkım küllendi.
Ta ki 2001’e dek. Osmangazi Bld.’nin A. Hamdi Tanpınar’ın 40. ölüm yılındaki deneme yarışmasına sevgili eşim katılmam için çok ısrar etti. Bir anlamda eski kumasını anlatmamı istedi benden. Bursa’nın 1950’li o güzelim yıllarını yazdım. Ardından UÜ Kent Tarihini Araştırma Merkezi’nin ilk söyleşisi olarak eski Bursa’yı anlattım. Başka mekanlarda da sürdü bu etkinlikler.
Çocuklarım Bursa yazılarımı, anılarımı, denemelerimi sadece dostlar kütüphanele-rine sunulan bir kitapta topladılar” derken o yıllara tekrar döndü.
Bursa’nın yakın geçmişi şimdi bu kitapla bir kez daha masal tadında çok hoş belgelendi.
Bubik’i ve kitaba katkı sağlayanları kutlarım.

 

Güzel sözler

Dostluk ve matema-tik:- “Her rüzgar savuracak bir toz, her hayal yaşanacak bir can bulur. Her düş gerçekleşecek bir umut bulur. Kolay bulunmayan şey güzel bir dostluktur.   
Paylaşacak dostlar yoksa iyi şeylere sahip olmanın bir zevki yok. Dost dediğin, sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli, sarılacak biri olmadığı zamanda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı, tüm dünya seni üzdüğünde bile sana moral vermeli, güzel haberler aldığında seninle dans etmeli ve ağladığında seninle ağlamalı..
Ama hepsinden çok, dost matematiksel olmalı. Sevinci çarpmalı. Üzüntüyü bölmeli. Geçmişi çıkarmalı. Yarını toplamalı. Ve kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı..”    
(Teşekkürler Öğrt.İlhan ATEŞ)

 

 

Pazar fıkrası

Karne:- Baba, oğlunun karnesiyle salona girdiğini görünce ‘getir karneyi göreyim’ der.
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
Çok kızar. ‘Bir dediğini iki etmi-yoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, İngilizce kursuna gönderdik, gitar kursuna da gittin. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!’
Oğlan sakince konuşur:’Babacım; o benim değil. Kitap-larını karıştırırken birinin arasında senin karneni bulmuştum.’
(Teşekkürler Ecz.Ertan NEŞE)