Bursa Hakimiyet

Mini mini tırtıllar, kozalar, kelebekler

Mutlu bir tatil günü diliyorum sevgili okurlarım..
Hafta arasında bu sayfada sizlerden gelen şikayetleri yazıp çizip çareler ararken 'Dertleri zevk edindim, bende neşe ne arar?' şarkısını söylesek vallahi yeridir.
Ama arada bir de gönderilen güzelliklerle dolu bazı haberler, fotoğraflar olunca adeta nefesleniyor, mutlu oluyoruz.
Malum; günümüzde okuma alışkanlığının azaldığından yakınılıyor ve küçük yaşlarda çocuklara okuma sevgisinin aşılanması gerek deniyor.
Çekirge 1.Murat İlköğretim Okulu'nun başarılı öğretmenlerinden Serpil Kaçan da düşünmüş taşınmış, soruna 'tırtıllar, kozalar, kelebekler'le çözüm bulmuş..
Önerisini okul müdürü Sebahattin Topsakal da okeyleyince geçen çarşamba 1. sınıfın minik öğrencileri 'mini mini tırtıl, koza ve kelebek' adayları olarak okul salonunda velilerinin karşısına çıkmışlar.
Pastalar, limonatalar ikram edilmiş, coşkulu bir gün yaşanmış.
Projenin adı 'Tırtıldan kozaya, kozadan kelebeğe'. Amaç 90 minik öğrenci için okumayı daha zevkli hale getirmek, eğitimde iyi örnekleri sunmak.
Bu çalışma üç aşamalı olarak düşünülmüş. 20 kitap okuyan öğrenci 'tırtıl' olacak,
30 kitap okuyan 'koza'.. 40 kitap okuyan da 'kelebek'..
Uygulama 1. Murat İlköğretim Okulu'nda ilk kez gerçekleşmiş.
Ve bu güzel proje bitiminde 1. sınıf öğrencileri ve veliler öğretmenleri ile birlikte 15 Mayıs'ta da Uludağ'a bir gezi yapacaklarmış.
Tartıllı, kozalı, kelebekli ve de çok sevimli bu projenin mimarı 1. sınıf öğretmeni Serpil Kaçan ama çalışmaya diğer başarılı 1. sınıf öğretmeleri Gülşen Akalın ve Ramazan Buran ile Okul Müdürü Sebahattin Topsakal'ın yanısıra yardımcıları, Serkan Alpaslan ve Mine Korkmaz da seve seve katkıda bulunmuşlar.
Yani 'birlikten kuvvet doğar' veya 'bir elin nesi, iki elin sesi var' misali..
Amaç; okumayı sevdirmek olduğuna göre hepsine de gökler dolusu alkış.
O sevimli minikler şimdilerde tırtıl, sonra koza ve sonra da kelebek olmak için  bol bol kitap okumaya başlamışlar bile.
Mayısta da pırıl pırıl, uçsuz bucaksız masmavi gökyüzü altındaki Uludağ'ın yeşil cennetinde ilkokulda söylediğimiz 'uç uç kelebek yaldızlı böcek, uçsam yukarı kalbim uçacak..' şarkısıyla adeta kanat çırpacaklar, koşup oynayacaklar şen-şakrak kahkahalar içinde. Şansınız bol bol olsun tırtıllar, kozalar, kelebekler..
Bu arada değerli okurlarım kimya mühendisleri Koray Hoşgören, Coşkun Başdemir ve Diş Hekimi Gökhan Bolut'a da böylesi güzel olayları bana yansıttıkları için çok teşekkürler, mutlu hafta sonları.



Kimya mühendisi Peker'in romanı

Gözemleriye kent sorunlarına bu sayfada zaman zaman eğilen kimya mühendisi okurum Ekrem Hayri Peker'in romancılığı da var.
İlk eseri 'Tekstilcinin Kitabı'ndan sonra ilk romanı olan 'Teşkilat-ı Mahsusa'dan Kuşçubaşı Hacı Sami' Kastaş Yayınevi'nden çıktı ve kitabevlerine dağıtıldı.
Teşkilat-ı Mahsusa, İttihat ve Terakki Cemiyeti bünyesinde Enver Paşa'ya bağlı olarak kurulan gizli teşkilat.
Kuşçubaşı Hacı Sami de abisi Kuşçubaşı Eşref Bey'le Arap çöllerinde mücadele etmiş, Libya'da savaşmış, Edirne'nin Bulgar işgalinden kurtarılmasında görev almış, kısa ömürlü Batı Trakya Cumhuriyeti'nde önemli görevlerde bulunmuş, 1916 yılında Orta Asya'daki Yedisu Kırgızlarını ayaklandıran, 1922 yılında Enver Paşa'yı Orta Asya'ya götüren Teşkilat-ı Mahsusa'nın önderlerinden Kuşçubaşı Eşref'in kardeşi.
Osmanlı'nın son fedailerinden Sami Bey'in hayatı bu romanda yer alıyor..
İstanbul'da D&R mağazalarında, şehrimizde de Burç Pasajı'nda Ezgi Kitabevi ve Ataevler'deki NKM Kitabevi’nde bulunan romanı henüz okuyamadım. Ama bir kimya mühendisinin yazdığı romanın oldukça ilginç olduğunu sanıyorum..
Peker'e tebrikler.


Emekli koca sendromu

"Japonya'da emekli olup da tüm gününü evde geçiren kocalarla beraber olan ev kadınlarında görülen depresyon ya da ciltte döküntü, ülser, astım ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara sıkça rastlanmaya başlayınca, bir Japon psikiyatrist bu tür yakınmaları olan kadın hastalarına "emekli koca sendromu(EKS)" teşhisi koyarak genellikle anti depresan tedavisi veriyormuş. Ayrıca psikoterapi de öneriyormuş. Japonların "EKS" adı taktığı bu duruma "ayakaltında dolaşma sendromu" diyen popüler psikiyatristler de varmış. 
Evet, Japonya'da yaşlı kadınların yüzde 60'ının 'emekli koca sendromu' ndan (EKS) mustarip olduğu ortaya çıkmış.
Söz konusu rahatsızlık, benzeri şikayetlerle kendisine başvuran belli bir yaştaki kadınları 10 yıldır tedavi eden doktor Nobuo Kurokawa tarafından keşfedilmiş.
Sendromun belirtileri arasında, depresyon, ciltte döküntü, ülser, astım ve yüksek tansiyon bulunuyormuş.
Dr. Kurokawa, yaşlı kadınların yüzde 60'ının EKS'den mustarip olduğunu, ihmal edilmesi halinde rahatsızlığın artacağını belirterek, "Kocalar eşlerini anlamaya çalışmazlarsa hastalık tedavi edilemez hale gelebilir" diyormuş..
(Teşekkürler Yıldıray ÇAMLIK)



Beyin göçü nedir?

"Kadının dırdırına, triplerine, taleplerine, mızmızlığına dayanamayan adamın başka bir kadının peşine takılıp gitmesine BEY'in göçü denir.."
Adının açıklanmasını istemeyen bir okur


İki şeyi unutmayın
"16. Asır Latin düşünürü Giordano Bruno'nun günümüze kadar gelen 'iki şey' hakkındaki sözleri değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiştir!
Hatırlayalım!.

İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir:

1- Şikayetçilik,
2- Dedikodu.
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1-Bakış açısını değiştirmek.
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek.
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1-Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek.
2-Hak yememek.
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1-Demagoji (Laf kalabalığı).
2-Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek).
İki şey insanı 'nitelikli insan' yapar:
1-İradeye hakim olmak,
2-Uyumlu olmak.
İki şey 'Ekstra Değer' katar:
1-Hitabet ve diksiyon eğitimi almak.
2-Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.
İki şey geri bırakır:
1-Kararsızlık.
2- Cesaretsizlik.
İki şey kaşif yapar:
1-Nitelikli çevre.
2-Biraz delilik.
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak.
2-Sevdiğin işi yapmak.
İki şey başarının sırrıdır:
1-Ustalardan ustalığı öğrenmek.
2-Kendini güncellemek.
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:

1-Niyetin saf olması.
2-Ruhsal farkındalık.
İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1-Sorunun değil, çözümün parçası olmak.
2-Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.
İki şey gelişmeyi engeller:
1-Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat).
2-Felakete odaklanmış olmak.
İki şey çözüm getirir:
1-Tebessüm (gülümseme).
2-Sükut (susmak).
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1-Anne.
2-Baba.
İki şey geri alınmaz:
1-Geçen zaman.
2- Söylenen söz.
İki şey ulaşmaya değerdir:
1-Sevgi.
2- Bilgi.
İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir:

1-Nefes alabilmek.
 2- Nefes verebilmek.
"Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar. " - Giordano Bruno (..... - 1600)          

(Teşekkürler Dilek KÖSEOĞLU)