Bursa Hakimiyet

Şampiyon pilot Sarı Necati sonsuza uçtu

Son günlerde çok kısa aralarla arka arkaya düşen üç savaş uçağımız ve şehit olan altı pilotumuz yüreklerimizi dağladı. 
Bu acılarımız devam ederken bir acı haber de Datça’dan geldi..
Türkiye’nin yetiştirdiği ilk jet pilotlarından olan ve halk arasında ‘Uçan Kuğular’ diye bilinen  Türk Hava Kuvvetlerimiz’in kurduğu birinci akrobasi takımı  ‘Milli Akrotim’in kaptanı Emirsultanlı Necati Artan da (Sarı Necati) geçen hafta yaşama veda etti.



Uçan Kuğular F-86 uçaklarıyla o dönem İstanbul semalarında 9 ve 12 uçakla yaptıkları gösteride büyük bir ilgi görmüştü.
31 Kasım 1965’te de İstanbul Boğazı ve Dolmabahçe Sarayı üzerinde yaptıkları heyecan veren gösteride korkunç taklalar atmışlar ve sonra da masmavi gökyüzüne uçaklarının egzozlarıyla büyük bir Atatürk profili çizmişlerdi. 
Bu gösterinin haber ve fotoğrafları yerli ve yabancı yayın organlarında uzun süre yer almıştı.
Sonraki yıllarda yurt dışındaki yarışmalarda takım kaptanı Necati Artan ve yönetimindeki pilotlar büyük başarılar sergilemiş, şampiyonluklar kazanmışlardı.. 
Yakın geçmişe kadar Maviköşe’de bulunan Şafak Kumaş Mağazası’nın sahibi merhum İhsan ve güfte yazarı Necip Artan’ın da kardeşi olan gözü pek pilotumuz Necati Artan’ı geçen yaz Türk Yıldızları pilotları çok sevip yerleştiği Datça’daki evinde ziyaret etmişler ve elli yıllık bir vefa sonrası şampiyon pilot Necati Artan’ın elini öpüp ardından iki F-5 uçağı Datça semalarında alçak geçiş yaparak onu selamlamıştı..
Necati Artan, onur uçuşunu sahile çıkıp heyecanla izlemiş ve esas duruşa geçerek onları gururla selamlamıştı.
1950’de pilotluğa başlayan emekli pilot yarbay Necati Artan Türk havacılık tarihinde ‘Sarı Necati’ lakabıyla tanınan efsane bir isimdi.
Datça’da düzenlenen askeri cenaze törenine Türk Hava Kuvvetleri’nin bazı üst düzey komutanları, Türk Yıldızları’nın genç pilotları ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı. Ve daha sonra da çok sevdiği Datça’da toprağa verildi.
Sonsuzluğa uçan kahraman pilotumuza Allah’tan rahmet, tüm aile bireylerine ve yeğenleri Namık, Ertuğrul ve Selçuk Artan’a sabırlar diliyorum.
Işıklar içinde olsun. (Fotoğraflar, pilot Artan ve Dolmabahçe Sarayı üzerinde ekibiyle birlikte egzoz gazlarıyla çizdikleri Atatürk profilinin o günkü gazetelerde çıkan görüntülerini yansıtıyor) 

Doktorlarımıza nice bayramlar

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Tüm hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarına, gönüllerine göre, daha nice bayramlara sağlık, mutluluk, barış ve şiddetten uzak günlerde ulaşmalarını diliyorum. 
Tıp mensuplarımız bugün saat 12.30’da Setbaşı’ndan Heykel’e Sağlık Hakkı Yürüyüşü yapacak. Sonra da Atatürk Anıtı önünde tören var. Gece Sheraton Otel’deki Tıp Bayramı geleneksel yemeğinde de bir araya gelecekler. 

Güzel sözler

* “Kendini önemse. Seni önemsemeyen biriyle hiçbir ilişki kurma. Ne sevgili ol, ne de dost..”
* “Öyle bir ömür geçir ki herkes ağlasın öldüğünde.. Sen mutlulukla gülümse. sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda her zaman bütün servetin sen, yani; kendinsin..” - XSANTİUS
* “Hiç kimse senden iyi değildir. Ama sen ortaya bir şey koyamazsan sen de hiç kimseden iyi değilsindir..” - LAİRED
* “Çözümde görev almayanlar daima problemlerin birer parçası olurlar.” - GOETHER
(Teşekkürler Erol GÜRÇAY)

Çok garip ama gerçek

“BAL bozulmayan tek gıdadır./ ÖRDEĞİN sesi yankı yapmaz./ Deniz yıldızlarının beyni yoktur./ ÜZÜM mikrodalga fırında patlar./ İNSAN yılda en az 1460 rüya görür.
İÇTİĞİMİZ sular 3 milyar yaşındadır./ KARINCALAR iki hafta su altında yaşayabilir.
PARMAK izleri gibi herkesin dil izleri de farklıdır./ “Pİ” sayısının bir milyarıncı rakamı 9’dur./ DÜNYADA insanlardan daha çok tavuk vardır./ VENÜS saat yönünde dönen tek gezegendir./ İnsanların kalça kemiği betondan daha sağlamdır./ KİBRİT kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılırsa bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir.”
(Teşekkürler A.Vedat GÜREL)

Cumartesi neşesi

TELEFON:- “Temel arkeoloji araştırmaları konferansında neler konuşuluyor acaba diye merak edip gitmiş.  
Amerikalı konuşmacı ‘Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve birçok telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmış olan bir toplumdur..’
Temel bunları duyunca çok sinirlenmiş, dayanamamış. Ardından söz isteyerek kürsüye fırlamış ve anlatmaya başlamış: 
“Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50-60 metre aşağılara kadar indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır..”
(Teşekkürler Aziz ONUR)