Bursa Hakimiyet

Tıpış simidi, tavuk kapma, sandık oturma, diş buğdayı

Mutlu pazarlar değerli okurlar..
Bugün en önemli işimiz sandık başına gitmek. Aman ihmal etmeyin.. Seçim; ulusumuza hayırlı olsun.
Son zamanlarda TV, gazete ve mitinglerle yaşanan siyasi atmosferin dışına çıkıp toplumumuzda geçmişteki bazı ilginç geleneklerden söz edelim; değişiklik olsun.
Geçenlerde elimle geçen eski bir kitapta okudum. Yazarı kim bilmiyorum. Çünkü ön sayfaları falan yırtılmış. Kitapta Anadolu’dan esintiler var.
Birkaç örnek vereyim: Tıpış simidi, tavuk kapma, sandık oturma, diş buğdayı..
Peki; nedir bunlar?. Özetleyeyim:
TIPIŞ SİMİDİ: Bebeğiniz henüz ilk adımları atıp yürümeye mi başladı? Babaanne evde büyük bir çıtır simit daveti hazırlıyor. Konu komşu bir araya geliyor. Bir fırına sipariş edilen oldukça büyük bir simit ortaya konuyor.. Bebecik de simidin içine oturtuluyor. Sonra ayağa kaldırılıyor, bebek simidin içinde ilk adımlarını atarken simit konuklar tarafından kırılıyor ve yeniyor.
Amaç; bebecik yürürken hiç düşmesin, bir yerini kırmasın, sakaltanmasın.
SANDIK OTURMA: Evin genç kızı evlenmek üzere. Düğünden bir-iki gün önce erkek tarafı kız evine çeyiz almaya geliyor. Şekerler, lokumlar yeniyor, şerbetler içiliyor. Genç kızın özene bezene hazırlanıp sandığa yerleştirilen çeyizi alınıp götürülecek ama o ne?. Çeyiz sandığının üzerine genç kızın arkadaşları oturmuş, kalkmıyorlar..
Çeyiz sandığını alacak kayınvalide ve dostları sandık üzerine oturan gelin hanımın arkadaşlarıyla bahşiş pazarlığına başlıyorlar. Yüklü bir bahşiş alınmadan sandık teslim edilmiyor kayınvalideye..
DİŞ BUĞDAYI: Minicik sevimli bebeğin pirinç tanesi gibi ilk dişlerini kim görürse ihale onun üzerine kalıyor!. Yani diş buğdayı denilen  bir ziyafet hazırlıyor.. Hazırlanan mönüde ana yemek buğday çorbası.. Konu komşu ve yakın akrabalar bir araya gelip, afiyetle kaşık sallıyorlar buğday çorbasına..
TAVUK KAPMA: Neşeli bir düğün. O gün dünya evine giren genç kız ve damat bey mutluluk yuvalarına adım atıyorlar. Ama gelin hanımın arkadaşları düğün evinden bir türlü ayrılmıyor. Damat bey bunun üzerine eşinin arkadaşlarına bir tavuk verip evden uzaklaştırma gayretinde. Tavuk havaya atılıyor ve genç kızlar tavuğu kapmak için kahkahalar arasında adeta savaş veriyor.
Şimdi gelin de ‘hey gidi günler hey’ demeyin.

*** 

Pazar  neşesi

SAYI SAYMAK:“Öğretmeni sınıfın en sevimli öğrencisi Ali Can’a bir türlü sayı saymayı öğretemiyormuş..
Ceza olarak öğrencisine 100 kere ‘ben sayı saymayı öğreneceğim’ diye yazmasını tembihlemiş.
Ertesi gün öğretmeni Ali Can’ın yazdığı ödevinin 50 tane olduğunu görünce sebebini sormuş:
Ali Can hemen cevap vermiş:
“Öğretmenim ben sayı saymasını bilmiyorum ki!.”
(Teşekkürler Turgut GÜLDAĞ)

***

Yeni çıkan bir kitap


BELKİ SONRA BAŞKA ŞEYLER KONUŞURUZ’:Başarılı yazar Semih Gümüş, Can Yayınları’nca  piyasaya yeni çıkardığı kitabında aşkın yarattığı mutluluk nedenlerinin yanı sıra mutsuzluk nedenleri olma olasılığını da bu kez romanında dillendiriyor. ‘Belki Sonra Başka Şeyler Konuşuruz’ isimli roman bir solukta okunabilecek bir eser.