Bursa Hakimiyet

Türkiye’nin ilk müzik kütüphanesiydi

Mutlu pazarler sevgili okurlarım..
Büyükşehir Belediyesi tarafından, kentin en önemli folklorik simgesi olan kılıç kalkan oyununu korumak ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla yaptırılan Kılıç Kalkan Evi geçenlerde törenle hizmete açıldı.
Büyükşehir Belediyesi'nce Setbaşı'nda Şehir Kütüphanesi'nin hemen yanında bulunan  ve Bursa'daki dört kılıç kalkan ekibi derneğinin ödül, fotoğraf vb. birikimlerini biraraya getiren tarihi yapının açılış töreninde Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe kendisinin de gençlik yıllarında kılıç kalkan oynadığını söyledi ve yurtdışında bile kılıç ve kalkanı bir arada görenlerin ilk aklına Bursa'nın geldiğini belirterek 'Simgesiyle kentin logosunda da yer bulmuş olan kılıç kalkan 700 yıllık birikimini yeni Kılıç Kalkan Evi'nde yaşatarak gelecek nesillere aktaracak. Bursa'daki tüm kılıç kalkan derneklerine ve gönül verenlere bu evin oluşmasında verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum' dedi.
HER ŞEY GÜZEL.. FAKAT?..
Buraya kadar herşey güzel, çok hoş.. Aslında bu konuda faaliyet gösteren tüm derneklerin biraraya getirilmesinde, özel bir yere sahip olmalarında geç bile kalınmıştı..
Dünya genelinde şampiyonluk almış bir folklor oyunudur kılıç kalkanımız.
Şimdi akıllara gelen bir soru var ki, onu da Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe'ye sormaktan kendimizi alamıyor ve yanıt bekliyoruz?
Söz konusu tarihi bina Büyükşehir Belediye eski başkanlarımızdan Sayın Erdem Saker döneminde restore edilmiş ve bina Türkiye'nin ilk 'Müzik Kütüphanesi' olarak hizmete açılmıştı.
Müzik Kütüphanesi'ni Bursa Erkek Lisesi'nin unutulmaz edebiyat öğretmenlerinden merhum Reşat Esmer'in büyük oğlu, belediye eski meclis üyelerinden rahmetli dostumuz mimar Ömer Esmer aylar süren özverili çalışmalarla gerçekleştirirken kendisini ait geniş bir müzik arşivini de bu binaya taşımıştı.
Her tür müzik kaseti, plağı ve çeşitli yayınları bu kütüphaneye armağan eden Esmer'in katkıları unutulamaz.
Son derece kaliteli ve geniş bir müzik arşivini barındıran kütüphanede ayrıca dünyanın dört bir tarafından toplanmış çok değerli klasik ve nadir bulunan müzik LP'leri de vardı.
Müzik sevdalıları ve araştırmacıları bu kütüphanede modern cihazların önüne oturup kulaklıkları takıp dinliyor, not alabiliyor, araştırmalarını tamamlayabiliyorlardı.
Türkiye'de ilk kez şehrimizde oluşturulan bu kütüphaneye diğer kentlerden de araştırmacılar, müzikseverler geliyordu. Kütüphane, ulusal basında da zaman zaman yer alıyor ve övgüyle söz ediliyordu.
Mimar Ömer Esmer, çok yönlü bir sanatçıydı. Kentimizde hertür sanat etkinlikleri içinde onu görebilirdiniz. Usta bir fotoğrafçıydı aynı zamanda. Sergiler açtı, saydam gösterileri hazırladı yıllar yılı..
Hatta AVP Devlet Tiyatrosu'nda oynanan pekçok oyunun müziklerini de kendi arşivindeki eserlerle oluşturmuştu.
Sayın yöneticilerimizin oluşturdukları, açtıkları müzelerle 'Bursa bir müze kent' olurken 'Türkiye'nin ilk Müzik Kütüphanesi'ne ne oldu?' sorusu şimdi tüm sanatseverlerce yanıt bekliyor.
O kütüphanede bulunan çok kıymetli klasik müzik LP'leri, plaklar ve diğer müzik araçları ve eserleri acaba şimdilerde nerede ve koruma altında mı?.. Ve 'Müze kent' Bursa'da bu kütüphane başka bir yerde tekrar faaliyete geçirilecek mi?
Yoksa tarih kenti Bursa'da Türkiye'nin ilk ve tek Müzik Kütüphanesi bir tarih mi olacak?.




Olgaç’a önemli görev
Türkiye Yardımsevenler Derneği Bursa Şubesi'ne büyük hizmetleri, katkıları bulunan ve yıllar yılı değişmez başkan sıfatını alan merhum Dr.Behiye Olgaç, vefatından sonra dernek üyeleri aynı duyarlılık ve ilkeler doğrultusunda olan güzel gelini Leyla Olgaç'ı başkanlığa getirmişlerdi.
Şimdi de Leyla Olgaç, 1984 yılından beri,yani 38 yıldan bu yana 28.dönem dernek başkanı olarak çalışma arkadaşlarıyla birikte yoksul ve fakirlere özverili gayretlerle yardımda bulunuyor, katkılar sağlıyor.
Geçenlerde yapılan dernek kongresinden sonra Leyla Hanım'ın tekrar başkanlığa getirildiğini duydum.
Tebrik ediyorum.
Sevgili kayınvalidesinin ruhu 'dernek hala emin ellerde' diye kimbilir ne kadar mutlu oluyordur..
Dr.Behiye Hanım'a da bu vesileyle bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum.     Işıklar içinde olsun..




Tiyatrodan desene, desenden seramiğe

Pazar yazılarımız arasında bir güzelliğe değineceğim.
Bursa'nın kültür-sanat bölgesi haline gelen Nilüfer ilçesinin sokaklarını, caddelerini sanatla buluşturan Nilüfer Belediyesi, Heykel Sempozyumu'ndan elde edilen eserlerle renklendirdiği sokaklarını şimdi de birbirinden güzel seramik eserlerle süslüyor.
Her mahalleye sanat değeri olan bir eser kazandırmak istediklerini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, bu amaçla her mahallenin girişine o mahallenin isminin yazıldığı özel tasarım seramik eserler konulacağını müjdeledi.
Nar Seramik Sanat Derneği sanatçılarınca tasarlanan bu çalışmalar ilk etapta 4 mahallede sergilenmeye başladı. Başkan Bozbey, her mahallenin ismi ve karakteristik özelliklerine göre tasarlanan çalışmaların ilgiyle karşılandığını söylüyor.
Tamamen sırlı seramik malzemelerden yapılan ve tüm doğa koşullarına dayanıklı özellikte olan sanatsal mahalle isimleri çalışması için kalabalık bir ekip çalışmalarını sürdürüyor.
Nar Seramik Grubu sanatçılarından Arzu Karayel'in yaptığı eser Odunluk Mahallesi girişine, Vedat Dinç'in yaptığı eser Karaman Mahallesi girişine, İnci Aykut'un yaptığı eser Üçevler Mahallesi girişine ve Rahmi İmrak'ın yaptığı eser de Ertuğrulkent girişine konuldu.
Çalışmalar diğer mahalleler için de sürdürülecek..
Bu arada sanatçı İnci Aykut'tan söz etmeden geçemeyeceğim.
Aslında eski bir tiyatro sanatçısıdır İnci Hanım.. Eşi sanatçı Gündüz Aykut'la birlikte İstanbul'da önemli tiyatrolarda pekçok eserde başarılı kompozisyonlar çizmişti.
Daha sonra Bursa'ya yerleşen sanatçı çift, İnönü Caddesi'ndeki bir işhanında Damla Desen Bürosu'nu açtılar.
Genç yetenekler için adeta bir okul haline getirilen büro, Bursa tekstilinin yanısıra hem yurdumuzun diğer kentleri, hem de dünyanın çeşitli ülkelerindeki önemli tekstil merkezlerine ürünleriyle hizmet vermişlerdi.
Huri ve Gündüz Aykut ile öğrencilerinin Bursa'da hazırladıkları çok ilginç desenler yurt dışında açılan tekstil fuarlarına Türkiye'den ihraç edilen ilk eserler olmuş ve yabancı tekstil firmaları da bu eserlerle dünya genelinde geniş ilgi toplayan ürünler yaratmışlardı.
Sanatçının kızı Huri Aykut da anne-babasının yolunda ve sanatçı bir yapıya sahip.. Ayrıca eski güzellik kraliçelerimizden de biridir kendisi.
İnci Aykut'u şimdi sanatın bir diğer önemli dalı olan seramik çalışmaları içinde görmek ve önemli bir eserinin de Üçevler Mahallesi girişine yerleştirilmesi çok güzel..
Tabii; sanat ve sanatçıya değer verilmesi de..
Bu çalışmaya katılan tüm seramikçilerimize bravo doğrusu!.



“Boyutlu Boyama”

Ördekli Kültür Merkezi'nde dün son derece ilginç çalışmaların yer aldığı güzel bir sergi açıldı.
Osmangazi Belediyesi'nin Meslek Edindirme Kursu (OSMEK) kapsamında düzenlenen 'Boyutlu Boyama' sergisi kursiyernleri büyük bir özenle hazırladıkları eserler adeta canlı gibi..
Sanatseverlere bu sergiyi gidip görmelerini önerirken, bu güzel eserleri yaratan tüm kursiyerleri de tebrik ediyor ve çalışmalarının devamını diliyorum.



Pazar neşesi

TATİL:- Ünlü bir iş adamı, çok yoğun ve yorucu geçen bir yıldan sonra tatile çıkma kararı verir.
Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlayamaz.
İspanya kıyılarında şık bir otel bulur ve ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir.  Mektubu okuyan işadamı, otel yöneticisinin yanına gider. 'Ne yazık ki tatil sona erdi..'
Yönetici şaşırır, üzülür.
'Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden gitmeye karar verdiniz?.'
İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir:
'Evet bir ay kalacaktım ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış.'
(Teşekkürler Naci SARRAFOĞLU)