Erdal ÇATALKAYA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
AKPM kararı nasıl okunmalı?
30 Nisan 2017 Pazar, 05:10

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Türkiye'yi yeniden denetime alma yönündeki karar, doğal olarak Ankara'nın sert tepkisine yol açtı. 45'e karşı 113 kabul oyuyla 13 yıl sonra Türkiye'nin siyasi denetimle karşı karşıya bırakılmasının referandum sürecinden sonra gelmesi de başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletin en üst kademelerinden rest mesajlarıyla karşılık buldu.
Karar, direkt olarak ekonomik ya da diplomatik belirgin sonuçlara yol açmış olmasa da benzerlerini beraberinde getirebileceği sonucunu doğurdu. Bu kararın alınmasında diplomatik unsurlardan ziyade siyasi etkenler, belirleyici olmuştur. Karar, daha çok Türkiye'nin imajını zedeleme noktasında sonuçlara yol açabileceği düşüncesiyle alınmış diyebiliriz.
Bu karar karşısında piyasaların verdiği tepki de yukarıda özetlemeye çalıştığım durumu ortaya çıkarmıştır. Eğer gerçekten direkt etki yaratacak bir karar olsaydı, küresel aktörler daha piyasalar açılmadan olumsuz hava pompalardı. Ancak öyle olmadı. Tersine dövizde düşüşün zirve yaptığı ve Borsa İstanbul 100 Endeksi'nin rekor üstüne rekor kırdığı bir haftayı geride bıraktık.
İkinci Dünya Savaşı'yla birlikte ortaçağ'a dönme endişesi yaşayan Avrupa ülkelerinin liderlerinin 1949 yılında imzaladıkları anlaşmayla hayata geçirdikleri Avrupa Konseyi, esasında Avrupa Birliği'nden daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Türkiye'nin de kurucu üye olduğu Avrupa Konseyi, sadece yaşlı kıtadaki ülkelerin üye olduğu değil; Rusya'nın da içinde yer aldığı uluslarüstü bir yapılanmaya dönüştü. Bugün üye olmasalar da İsrail'in gözlemci, Filistin'in demokrasi için ortak statüsünde olduğu Konsey, bir nevi küçük Birleşmiş Milletler olarak varlığını sürdürüyor.
Temel insan hak ve hürriyetleri ile hukukun üstünlüğüne saygıyı sağlama şeklinde ana görevleri olan Avrupa Konseyi, ırkçılık gibi bir hastalığa da savaş açılması için önemlidir. Ancak bugün Türkiye aleyhinde alınan karara imza atanlar, Avrupa'da yükselmeye devam eden ırkçılık ve din düşmanlığı konusunda ne kadar hassas davranmaktadır sorgulamak gerekir. Terörle mücadele konusunda çok kötü bir sınav veren Avrupa'nın Türkiye'ye bir de Konsey kanalıyla gözdağı vermeye kalkışması, arka plandaki aktörleriyle birlikte ciddiyetle sorgulanmalıdır. Tamamen güncel siyasi hesaplarla alınmış bu kararın zaten tükenme aşamasına gelmiş olan Türkiye-AB ilişkilerinin altını oyma çabalarını pekiştirdiği unutulmamalıdır.