Erdal ÇATALKAYA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Değişim, Türkiye ile başlayabilir
22 Ekim 2017 Pazar, 08:58

Sadece dış politika değil, iç siyaset açısından da son derece yoğun bir haftayı geride bırakıyoruz. Irak ve Suriye eksenli gelişmeler, iç siyasetteki baş döndürücü trafikle arka planda kalmış gibi olsa da son derece kritik olaylar yaşanıyor.
Irak'ta halihazırda ortaya çıkan tablo, Kuzey Irak Yönetimi'nin referandum kartını oynarken aslında elinin ne kadar zayıf olduğunu gözler önüne serdi. Sadece İsrail'in 'açık' desteğini alan Barzani'nin referandum ısrarının daha sandıklar kurulmadan yarattığı ekonomik çöküntü her geçen dakika daha da büyüyor. Eli kolu bağlanmış olan Kuzey Irak yönetiminin, Irak merkezi yönetiminin ekonomik yaptırımların ardından askeri seçeneği de hayata geçirmesiyle birlikte köşeye sıkışması iyice belirginleşti.
Suriye'de ise Rakka merkezli gelişmeler, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Zira, terörle mücadele konusunda dış desteği bir türlü alamayan Türkiye'nin hassasiyetlerinin bu karmaşık ortamda hiçe sayılıyor gibi ortaya çıkması, Ankara'nın canını fazlasıyla sıktı. Bu da bölgedeki belirsizliğin daha da uzamasına yol açacak bir sonuç.
Türkiye'nin bir yandan vize krizini sonuçlandırmaya hazırlandığı ABD'nin, Türkiye'nin 'terör örgütü' dediği örgüte desteğini açık ve net şekilde sürdürmesine Ankara'nın tepkisi sadece diplomatik alanla sınırlı kalmayabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "ABD ile müttefikliği masaya yatırırız" sözlerini tam da vize krizinin görüşüldüğü bir süreçte sarf etmesi, dikkatle not düşülmeli.
Türkiye Irak ve Suriye'deki gelişmeler üzerinden ABD ile sıkıntılar yaşarken yine sıkıntı kaynağı bir başka ana noktadan cuma akşamı çarpıcı açıklamalar geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye ile ilişkileri durdurmama, kesin ve sert diyalog içinde olunması gerektiği konusunda üyelerin liderleriyle anlaştıklarını açıkladı.
Brüksel'deki AB Liderler Zirvesi sonrasında Macron'un yaptığı açıklama, zamanlama bakımından değerli. Türkiye'nin dış politikada zorlu bir dönemden geçtiği gerçeğinden hareketle AB ile en azından gerilimin daha fazla keskinleşmeyeceğinin görülmesi önemli. Brexit krizinin ardından İspanya'da Katalonya'nın bağımsızlık çabası kriziyle karşı karşıya kalan AB'nin ciddi bir değişim sürecine girmesi gerekiyor. Bunu hem üye ülkelerin pek çok lideri, hem de AB yürütme organlarının liderleri dile getiriyor. Değişim için geç bile kalmış durumdalar. Belki de en büyük değişimi Türkiye'yi bünyelerine bir an önce katarak, gerçek manada uluslarüstü bir yapılanmaya girebilirler. Kim bilir belki de çok yakındır bu zaman!