Erdal ÇATALKAYA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Hangi ABD?
04 Şubat 2018 Pazar, 08:28

Geçen hafta bugün, Suriye Afrin'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin nasıl önemli bir harekata imza attığını naklen izledik. Sınır bölgesinden yansıtılan görüntülerde Burseya Dağı'ndaki terör unsurlarına yönelik bombardıman, tehlikenin boyutlarının ne kadar büyüdüğünü gözler önüne serdi. Türkiye'nin harekatını 'işgal' olarak nitelendiren odakların, acaba Burseya Dağı'ndaki mevziler için diyecekleri söz var mı?
Zeytin Dalı Harekatı'nda 3'üncü haftaya girilirken halen daha Suriye topraklarından atılan roketler, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açıyor. Ulusal egemenliğe doğrudan kast niteliğindeki saldırıların görmezden geliniyor olmasını anlamak gerçekten mümkün değil. Kilometrelerce öteden gelebilecek füze saldırılarına karşı milyon dolarlar harcayanların, bir ülkenin sınırına roket yağarken 'işgal' gibi çirkin bir yorumda bulunmaları, ikiyüzlülüğün daniskasıdır.
Hemen her gün roket atılan Hatay ve Kilis'te halk, ayakta... Her an roket düşebilecek bir kentte yaşadığınızı düşünün. Ki öyle de oluyor... Ya Valilik yakınında ya da bir restoranda panik yaşanıyor ve zaman zaman can kayıpları zaman zaman da yaralanmalarla canlar yanıyor.
Terör örgütü PYD/YPG'ye silah desteği nedeniyle Ankara'nın neredeyse her gün tepkisini çeken ABD'nin bugünkü noktada özellikle Münbiç harekatına odaklandığı çok net ortada. Amaç, Türkiye'nin Münbiç'te harekata başlamasını engellemeye çalışmak...
Bu noktada "Hangi ABD?" sorusunu da sormak lazım. Başkan Trump ayrı, Beyaz Saray Sözcüsü ayrı, Dışişleri Bakanı ayrı, Dışişleri Sözcüsü ayrı, Savunma Bakanı ayrı, Savunma Sözcüsü ayrı açıklamalar yapıyor. Buna bir de askeri yetklililerin açıklamalarını dahil ederseniz durum, iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Yani, söylemde birlik olmamasına karşın eylemde bir birliktelik söz konusu ABD cephesinde... Askeri kanat farklı, siyasi kanat farklı, diplomatik kanat farklı ve ekonomik kanat farklı düşünceler içerisinde... ABD'deki lobilerin fazlalığını da hesaba kattığımızda "Hangi ABD?" sorusu, daha da anlam kazanıyor.
Türkiye'nin ABD'den beklentileri çok net... Söz konusu silah ve diğer desteklerin kesilmesi, dağıtılan silahların toplanması ve terör tehdidinin bertaraf edilmesi noktasında samimi bir işbirliği sürecinin başlatılması... Ancak bu beklentilerin yerine gelmesinden ziyade söylemlere de yansıyan kafa karışıklığı, ABD'nin Türkiye politikası için net bir fotoğrafın olmadığı gerçeğini gün yüzüne çıkarıyor.
Harekatın başından itibaren sivillerin zarar görmemesi için azami gayret gösterildiğini söylüyor Ankara... Bunu sadece siyasi ve diplomatik kanallardan değil askeri kanallardan da muhataplara iletiyor. Bu noktada uluslararası arenada kara propagandanın önünün kesilmesi için atılacak adımlar, bundan sonraki harekatların varlığı açısında büyük önem taşıyor. Bugün Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un bile cümlelerine yansıyan ifadeler, Türkiye karşıtı cephenin durmaksızın çalıştığını kanıtlar nitelikte.
Suriyeli mültecilerin maliyeti noktasında verdiği sözü geciktiren Avrupa Birliği ve Türkiye'nin terörle mücadelesi için kafa karıştıran açıklamaların odağı haline gelen Amerika Birleşik Devletleri'nin durumu ortada... Son dönemde Rusya ile bağlarını yeniden güçlendirmeye başlayan Türkiye'nin Afrin'den sonra atacağı adımları sekteye uğratmak için boş durmayacak bir cephe var. Bu cepheyi minimum sorunla aşmak için başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletin zirvesinin ve tüm diplomatik unsurların yapacakları görüşmeler, çok büyük önem taşıyor.