Erdal ÇATALKAYA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Lahana diplomasisi!
18 Haziran 2017 Pazar, 07:32

Seçilir seçilmez Müslüman ülkelerden ülkeye girişleri kısıtlama kararına imza atarak dünya gündeminin ilk sırasına oturan ABD Başkanı Donald Trump'ın İslam coğrafyasıyla sınavı bununla sınırlı kalmadı. Sürekli Müslüman olduğu iddiası gündeme gelen eski Başkan Barack Obama'nın tam aksi icraatları hayata geçiren Trump'ın en fazla haşır neşir olduğu ülkelerin Müslüman olması, kaderin cilvesi gibi...
İlk işlerinden biri olarak Obama döneminin mirası sağlık reformu gibi köklü değişimleri bir çırpıda çöpe atan Trump, onun aksine Rusya ile gerilimi tırmandıran kişi olmadı. Aksine Rusya'nın katkılarıyla seçimi kazandığı öne sürüldü. Hatta bu kriz, FBI Başkanı Comey'in görevden alınmasına kadar uzadı. Trump'ın Rusya ile çok ciddi anlamda bir kriz içerisinde olduğu söylenemez halihazırda...
Obama, yarım asrı aşkın süre diplomatik bağların olmadığı ve ekonomik yaptırımları uygulanan Küba ile de normalleşme sürecini başlatmıştı görev süresinin bitmesine az bir zaman kala...
Trump, Küba ile başlatılan bu süreci de bir çırpıda bitirdi. Trump, "Küba'ya yapılan yatırımlar ve turizm, doğrudan askeriyeye kazanç sağlıyor. Rejim parayı alıyor ve piyasayı kontrolü altında tutuyor. Son ABD yönetiminin aldığı başkanlık kararnamesinin sonucunda Küba'da baskı, demokratik hareketlere ve barışa saldırı arttı" diyerek de kendini savundu.
Tüm bunlar yaşanırken Trump, Körfez'de ülkemizi de çok yakından etkileyen bir krizin patlak vermesine öncülük etti. Suudi Arabistan'ın liderliğinde 10 civarında ülke, Katar'la tüm ilişkileri kesip bu ülkeyi tecrit etmeye başladı. Katar'la diplomatik ve ekonomik anlamda çok sıkı ilişkileri olan Ankara ise daha ilk günden itibaren çözüm odaklı aktif bir rol aldı bölgede.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hem ABD, hem Rusya, hem de bölge ülkeleriyle yakın temas kuran Ankara, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bölgedeki ziyaretleriyle ağırlığını artırdı.
Krizin Ramazan Bayramı'na kadar çözümü için bastıran Ankara'nın çabaları sürerken ABD'nin Katar ile 12 milyar dolarlık anlaşmaya imza atması ve akabinde Katar karasularında ortak askeri tatbikat yapması şaşkınlık yarattı. Haliyle "Bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz" sözü akıllara geldi. Tüm bu olup bitenler, ABD'nin Katar'la ilgili teröre destek iddialarıyla esasında ilgilenmediği sorunun, tamamen finansal nitelikte olduğunu gözler önüne seriyor. ABD'nin Katar'dan bazı kazanımlar sağlama çabasında olduğu bir süreçte bu ülkeyi neredeyse tarihten silme noktasına getirme niyetinde olan Arap ülkeleri acaba ne düşünüyor? Onlar da yarın, öbür gün Katar ile devasa işbirliklerine imza atarsa saşırmayın. Artık küresel arenada finansal savaşlar, dolaylı değil direkt olarak diplomasi üzerinden yapılıyor. Yeni dünya düzenini bu yönüyle daha iyi görmeliyiz.