Erdal ÇATALKAYA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Suriyeli meselesi...
09 Temmuz 2017 Pazar, 08:09

Uluslararası ilişkilerin belki de belirsizlik seviyesi en yüksek dönemlerinden birinden geçiyoruz. Tahammül sınırlarının iyice keskinleştiği bu dönemde milletler arası tahammülsüzlük de ne acı ki daha tehlikeli boyutlara varıyor.
Bireysel silahlanmanın nasıl sonuçlara yol açtığına hemen hemen her gün kanlı olaylarla şahit oluyoruz. En son, hafta içinde Bursa Gemlik'te gerçekleşen saldırının geride nasıl acılar bıraktığını gördük.
Hâlâ birçok uydudan yayın yapan televizyon kanalında silah satışına yönelik reklamların döndüğünü ve 7'den 70'e neredeyse herkesin kullandığı sosyal medyada da bu reklamlara yer verildiğini biliyoruz.
Sosyal medyada 'kişisel reklam' yarışına giren insanlar, pek çoğu gerçeği yansıtmayan mutluluk fotoğraflarını yayınladıktan sonra mutsuzluk kuyusunda sürüklenip gidiyor. Sinema, televizyon ve sosyal medyanın da etkisiyle hakkını şiddete başvurarak almaya çalışmak ya da farklı olma çabasıyla sosyokültürel değerleri ayak altına almanın moda olduğu bir zamandayız.
İşte böyle bir dünyada insanlar arası tahammülü belirlemenin zorluğunu varın siz düşünün. Geçen haftaya damgasını vuran olay, bu yazdıklarımı destekleyen çarpıcı bir gelişme. Suriyeli mültecilerle ilgili ülkemizde yeniden ısınan tartışma...
Ülkelerinden iç savaş nedeniyle Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin sayısı 3 milyonu aşmış durumda. Özellikle son bir yıl içinde yurdun doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine endişe veren haberler geliyor. Özellikle Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa, Konya ve Ankara'da Suriyeli mültecilerin karıştıkları olaylar nedeniyle bir kıvılcımın, koca bir yangına dönüştüğünü gördük.
Bursa'da da yoğun şekilde yaşayan Suriyelilere karşı oluşan tepkinin kaynağı sadece ekonomik değil. Yani işsizliğin nedeni olarak Suriyelilerin görülmesinin yanında onların ülkelerindekinden farklı olarak hayat stillerini de değiştirip yaşamaları, bazı çevrelerce antipatik karşılanıyor.
Bu konuda hükümet kanadından yapılan 'Suriyelilerin suça karışma oranı genele bakıldığında çok düşük' açıklamaları, onları istemeyenleri sakinleştirmeye yetmiyor. Özellikle sosyal medyada gösterilen tepkinin dozunun 'En iyi Suriyeli, ölü Suriyeli' yazılacak kadar aşılması, hükümetin bir an önce daha ciddi tedbirleri hayata geçirmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Ortada bir gerçek varsa bunu görmezden gelemeyiz. Bu tepkilerin kaynağına inmeli, bunu besleyen noktaları tespit etmeli.
Örneğin Suriyelilere hangi haklar tanınıyor? Her Suriyeli, istediği gibi dükkan açabiliyor mu? Suça karışan Suriyelilerin akıbeti ne oluyor? Türk vatandaşlarına tanınan hakların ötesinde Suriyeliler nelerden yararlanabiliyor?
İşte bu sorulara devletin en üst makamları ve onların temsilcilerinin verecekleri yanıtlar ve bu yanıtlardan yola çıkarak yapacakları bilgilendirmelerin, tansiyonun düşmesinde faydalı olabileceği düşüncesindeyim. Peki, Suriyelilere yönelik 'şiddet içerikli olmayan' eleştirilere ateş püskürenlerin kaçı, taşın altına bugüne kadar ellerini soktu? İşte bu da çok can alıcı bir soru... Giderek artan bu kutuplaşmanın azaltılması için bu kritik sorulara verilecek yanıtlar, ülkemizin huzur ve güvenliği açısından hayati önemde...