Bursa Hakimiyet

4 yanlış, 1 doğru

Fransa’da mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı ve sonrasında peş peşe patlak veren saldırılar, uluslararası gündemin ilk sırasına oturdu. Günlerdir Fransa’daki saldırıların perde arkası ve başka Avrupa ülkelerinde yaşanan paniği konuşup duruyoruz. Ancak Nijerya’dan gelen 2 binden fazla ölüm haberi ne yazık ki pek fazla konu edilmedi.
Yaşananlara ilişkin basmakalıp bir analizden ziyade 4 yanlışın 1 doğruyu nasıl götürdüğünü kaleme almak istedim… 
1.yanlış Terörün dininin olmayacağı bir klişedir ama bunu, Fransa’yı konuşurken Nijerya’nın göz ardı edilmesi nedeniyle bir kez daha dile getirmek şart oldu. Kurban sayılarını karşılaştırmak doğru olmasa da 12 kişinin öldüğü saldırının yarası kadar 2 binden fazla kişinin Boko Haram adlı örgüt tarafından katledilmesi de konuşulmalıydı.
2.yanlış:  Fransa’daki saldırı zincirinin ardından gündeme gelen ‘basın özgürlüğü’ kavramı ülkemizde de tartışılıyor. Ancak burada basın özgürlüğünden ziyade tartışılması gereken, hassasiyetlere ve inançlara saygı olmalı… Fransa bayrağındaki üç rengin karşılığı olan ‘hürriyet, eşitlik, kardeşlik’ kavramları, asıl bugün tartışılmalıdır. Hazreti Muhammed’in karikatürlerinin yayınlanmasının infiale yol açacağını, yıllardır Müslümanlarla iç içe yaşayan bir ülkenin insanları bilmeli. İşin özü sadece karikatürlerin yayınlanması değil ama böyle bir şeyin, şiddetle sonuçlanması çok yüksek bir ihtimal. Hıristiyanlar kendi inançlarını yaşama ve bunu görsel-işitsel medyada sınırsız özgür olarak görebilirler ancak başka bir dinin mensupları arasında bunun hoş karşılanmayacağı neden akıllara getirilmiyor? Basın özgürlüğü kalkanının arkasına geçip toplumları tahrik etmek, ‘katıksız özgürlük’ olarak nitelendirilemez.
3. yanlış: Fransa gibi ülkelerin gizli yollarla terör örgütlerine destek sağladığı şeklindeki haberler sık sık bu ülkelerin basın organlarında gündeme geliyor. Terör örgütle-rine hem direkt hem de dolaylı olarak yapılan desteklerin zaman zaman Avrupa ülkelerinde üst düzeyde istifalara yol açtığına tanıklık edi-yoruz. Kendi rejimi tarafından yok edilmek istendiği ileri sürülen yeni nesil örgütler, nasıl oluyor da kısa bir zamanda birer orduya dönüşüyor? Dış yardım olmaksızın böyle yapıların ayakta durması mümkün mü?
4. yanlış: Farkında mısınız? Son yıllarda Avrupa’da yabancı düşmanlığı almış başını gidiyor. Bunlar, sadece kutsal mekânlara yönelik saldırılarla da sınırlı değil. Bireysel bazda yıllardır süregelen saldırılar, bugün uluslararası boyut kazanmış durumda. Almanya’da gösteri üstüne gösteri yapan Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar (PEGIDA) adlı hareket, yüz binlerce gurbetçimiz dâhil tüm yabancılar arasında tedirginlik yarattı. Siyasi gelecekleri için ırkçılık yarasını kaşıyan liderlerin Avrupa’nın dört bir yanında yaydığı korku, dalga dalga büyüyor. Paris’teki saldırılardan nemalanmak isteyen PEGIDA destekçilerinin bazılarının sosyal medyada dile getirdikleri tehditkâr ifadeler, yabancıların kaygısını katbekat artırdı.
1 doğru: Her saldırı sonrasında gösterilen tepkilerin dozajı, ya yeni saldırıları tetikler ya da önüne geçer. Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın dört bir yanında Charlie Hebdo saldırısının ardından düzenlenen gösteriler, gelecek adına umut vaat etti. Bu gösterilerde azımsanamayacak sayıda Müslüman olduğunun altını çizelim. Din-ırk ayrımı olmaksızın tek ses olunması, terörün amacına tam olarak ulaşmamasını sağlamaktadır. Almanya’da Tuğçe Albayrak’ın tacizciler nedeniyle ölmesinin ardından yerli-yabancı her kesimden katılımla yapılan gösteriler, PEGIDA gibi hareketlerin direncini kırdı. Son olarak bugün Fransa’da yapılacak olan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da katılacağı açıklanan terörü lanetleme yürüyüşü, güçlü bir reaksiyon olarak görülmeli. Devamının gelmesi, benzer katliamların önünü kesebilir.
Gelgelelim 4 yanlış, 1 doğruyu ne yazık ki götürüyor. Alt alta yazılan 4 yanlış, umut vaat eden 1 doğru karşısında ezici üstünlüğe sahip. Yanlış çok ama doğru az. Daha çok doğrulara ihtiyacımız var. Bir de Fransa kadar Nijerya ve diğer şiddet sarmalının yakasından düşmediği ülkeleri de gündeme almak gerek…

İyi pazarlar