Bursa Hakimiyet

Arı kovanı ve çomak…

Arı kovanı dışarıdan gizemli bir nesne olarak görünür. İçinde neyin olduğunu öğrenmek cesaret ister.
Bal almak ya da ortalığın biraz karışmasını görmek için bir arı kovanına sokacağınız çomak, ölümünüze bile yol açar. Bu hareketi gerçekleştirenin hiç zarar görmeden işin içinden çıkması güçtür.
Bugün sınırlarımız etrafında süregelen gelişmeler de bu benzetmenin doğruluğunu gözler önüne seriyor.
Sadece sınır anlamında değil tarihi, kültürel, jeopolitik, ekonomik vs boyutlarıyla dahil olduğumuz bölgenin ‘bal’ını herhalde en iyi petrol-silah-uyuşturucu üçgeni tasvir eder. Bu bölgenin şu an içinde bulunduğu kaos ortamının en can alıcı açıklaması, bu üçgenin kirli sınırları içinde yatıyor. 
Kirli üçgeni delmek isteyenler ağır bedellerle dışarı çıkıyor ya da içinde hapsolup başkalaşıyor. Ne yazık ki küresel ya da bölgesel hesapların faturası yüzde 100’e varan oranda masum insanlara ödetiliyor.
BİR PARMAK BAL…
Birleşmiş Milletler’in konumu zaten belli… 5 veto hakkına sahip ülkenin kilitlemesi, Güvenlik Konseyi’nin ‘karar alma’ değil ‘karar almama’ organı olarak statükosunu korumasına yarıyor.
Sınırda bekleyen çaresiz insanların yükünü sadece bir ülkeye yıkmak adaletsizliktir. Birleşmiş Milletler’in bu hayati konularda yıllardır örgütlenmesini sağlam tutmuş organları var. Böylesine hassas bir dönemde ortaya çıkmamaları kaosun insani yönünde çok ağır ve yıllarca onarılamayacak hasarlar bırakmaktadır. 
Yitirilen canların karşılığında bir avuç bal için arı kovanına çomak sokanlar ortadan kaçıp gidecek. Arıların saldırısının ardından kovanın sahipsiz kalmasını fırsat bilenler, balı yükleyip hiçbir şey olmamış gibi işini görmeye devam edecek. Birilerinin de ağzına bir parmak bal çalacak… Çalınan onca hayatı umursamadan…
İyi pazarlar…