Bursa Hakimiyet

Aşure…

Geçen haftaki yazımda insanoğlunun asırlardır süregelen telaşını ‘safari’ye benzetmiştim. Safaride bu hafta başka avlar dahil oldu. Ava giderken avlananlar da oldu haliyle…
Safariyi bir kenara bırakalım da içinde bulunduğumuz Muharrem ayının hikmet kapısını gücümüz yettiğince aralamaya çalışalım.
Muharrem nedeniyle 12 İmamlar Orucu’nun tutulduğu bir dönemdeyiz. İslam dünyası için hem dini hem tarihi hem de siyasi açıdan tarifsiz derslerle dolu bir sürecin bugüne yansıması var karşımızda aslında. 
Kerbela Katliamı’nın üzerinden asırlar geçti ama o günkü tablodan dersler çıkarmayan Müslüman dünyası derin acılar çekmeye devam ediyor. Hala da çekecek, burası da kesin…
Hazreti Hüseyin’le birlikte 72 kişinin katledildiği Kerbela, yüreklerde yanan intikam ve hırs ateşiyle bugün dünyanın dört bir yanında yeniden yaşanmaktadır. Kerbela’ya gelene kadar aslında benzer trajediler de olmuştu ama onlardan da ders alınmadığı için Kerbela yaşandı.
KAZANLARDA NE KAYNIYOR?
Bugünlerde özellikle dernekler, sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen etkinliklerde dağıtılan aşure, esasında bir tatlıdan daha fazlasıdır. İçinde ekşisiyle, mayhoşuyla, tatlısıyla binbir çeşit ürün bulundurur.
Birbirinden farklı tatların tek bir lezzet olmasındadır başarı… İşte bu yüzden birliğin beraberliğin simgesidir. Tatlardan birini olması gerekenden az ya da çok tutarsanız ‘tek lezzet’ niteliği yitip gider.
Muharrem matemi ve aşure yapılmasının amacı, Kerbela’daki gibi yaşanan acıların bir daha olmaması için gerekli olan insanlık değerlerini özümsemektir. Bugün sadece Müslümanların değil tüm insanlığın aşurenin öneminin en çok farkına varması gerektiği gündür.
Din, dil, ırk, ya da mezhep yüzünden kişisel çıkarlar kisvesi altında çıkan savaşların ve yapılan katliamların bir an önce durdurulması gerektiği günümüzde aşurenin neden çok önemsendiğini gelin bir kez daha düşünelim. İnsan insanın kurdu olmaktan vazgeçmedikçe aşure yerine kan doğranmış çorbalar içmeye devam edeceğiz.
İyi pazarlar…