Bursa Hakimiyet

At izi, it izi….

Yeni bir hükümetin işbaşı yaptığı bir süreçte Suriye’de hayati önemde gelişmeler yaşanıyor. İç savaşın alabildiğine karmaşıklaştığı ülkede gerçekten at izi, it izine karışmış durumda. 
Birleşmiş Milletler’in açıklamasına göre 5 yıllık kanlı süreçte en az 283 bin kişi hayatını kaybetti. Milyonlarca kişi de yerini yurdunu terk etti. Halen daha hemen her gün onlarca mülteci Akdeniz ya da Ege’nin buz gibi sularında son nefeslerini veriyor.
Suriye’de IŞİD’le mücadele kapsamında Rusya’nın operasyonları kadar koalisyon güçlerinin yaptıkları operasyonlar da uluslararası platformlarda yüksek sesle tartışılıyor. 
Ateşkesin sağlanması noktasında artık neredeyse umudunu yitiren sivil toplum kuruluşları, en azından durumun daha da vahim hale gelmemesi için pek çok zeminde isyanlarını dile getiriyor.
Son olarak ülke gündemimizin de ilk sırasına yerleşen ‘arma’ krizi de bunun bir yansıması denilebilir. Yaklaşık 3 yıl önce Rakka’da kontrolü ele geçiren IŞİD’e karşı yürütülen çatışma süreci sonunda Ankara’nın defalarca ‘terör örgütü’ dediği YPG’nin de içinde yer aldığı ‘Demokratik Suriye Güçleri’ adlı oluşum birkaç adım öne geçmiş gibi görünüyor.
25 bini Kürtlerden oluşan yaklaşık 30 bin kişiden oluşan Demokratik Suriye Güçleri’nin IŞİD’le çatışmalarını gündemimizin üst sırasına taşıyan gelişme, ABD Özel Kuvvetleri bünyesindeki askerlerin kollarındaki armalarda YPG’nin sembolünün olması…

TOPA GİRİLMİYOR!

Rakka’daki operasyonlara ABD savaş uçaklarının da havadan önemli destekler verdiğini ve bombardımanların ağır kayıplara yol açtığı biliniyor.
Arma krizi patlak verince ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook “Özel operasyon kuvvetleri geçmişte de bazı ortaklarının simgeleri ve kimliklerini belirten işaretleri üzerlerinde taşımıştı” açıklamasını yaptı ancak çok fazla yoruma girmedi. Yani Ankara’nın yaklaşımıyla ilgili topa girmediler!
ABD’li diplomatlar, Rakka’da YPG’nin de içinde olduğu oluşma yardım ve eğitim konusunda yapılanları zaten inkâr etmiyor ancak silah yardımı konusunda da yorum yapmaktan kaçınmaları dikkati çekiyor. Son olarak ‘armaların sökülmesi’ yönünde talimat verildiği ve Ankara’yla da iletişime geçtiği bildirildi. YPG’nin ABD’ye ait ağır makineli silahlar kullandığı yönündeki haberler için de bugüne kadar net bir yorum alınabilmiş değil. Bir anlamda ‘üstü örtülü kabul’ durumu var.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun krizin ilk dakikalarında yaptığı “Onlara tavsiyemiz Suriye’nin diğer bölgelerine gittikleri zaman DAEŞ’in, El-Nusra’nın, El-Kaide’nin armasını taksınlar, Afrika’ya gittikleri zaman da Boko Haram’ın armasını taksınlar” açıklaması gerçekten çok sert.
Bu sert açıklamanın Washington’daki yansıması kuşkusuz oldu. Bundan sonraki süreçte özellikle Türkiye’nin yanı başında dış destekli yeni bir devlet oluşumuna yönelik teşebbüsler artacaktır. Ancak Ankara’nın tavrını giderek sertleştirmesi, önümüzdeki yazın çok sıcak geçeceğini gösteriyor. Terörle mücadelenin yoğunlaştığı bir dönemde Suriye’de yaşanan baş döndürücü gelişmeler, bölgedeki dengeleri radikal bir şekilde değiştirebilir.
İyi pazarlar.