Bursa Hakimiyet

Dış politikada ‘Erdoğan’ etkisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan görüşme, sadece geride bırakmak üzere olduğumuz haftaya değil önümüzdeki kritik aylara da damgasını vuracak nitelikte bir zirveydi.
İçeride ve dışarıda mümkün mertebe minimum düşman, maksimum dost edinmeyi öncelikli dış politika ilkesi edinen Ankara’nın en önemli dış politika aktörü hiç kuşku yok ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan… Erdoğan’ın liderler seviyesinde ağırlığını koymasıyla birlikte pek çok diplomatik düğümün yakın dönemde açılacağını söylemek mümkün.
Ankara-Moskova hattında 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde zirveye ulaşan bir hareketlilik zaten söz konusuydu. Darbe girişimi sonrası Erdoğan’ı arayan ilk devlet başkanlarından biri olarak dikkati çeken Vladimir Putin’in, ev sahipliğinin de Ankara’yı tatmin ettiği belirtiliyor.
Rusya’daki görüşmede ikili ilişkileri yeniden eski günlerine döndürmek için pek çok adımın atılması konusunda el sıkıldı. Putin-Erdoğan zirvesinde her iki ülkenin ekonomisi açısından kritik önem taşıyan alanlarda tıkanan kanalların açılması için uzlaşmaya varıldıktan sonra özellikle ‘charter’ uçuşların başlatılması için ilk ciddi adımlar atıldı.
Bundan sonrasında devlet görevlileri ikili ekonomik ilişkileri genişletmek için gerekeni yapacaklardır. Asıl önemli olan ise normalleşme yolundaki Türkiye-Rusya ilişkilerinin Suriye denklemi açısından yol açacağı sonuçlar olacaktır. Malum, Suriye’de denklem iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Ülkemizin güvenliği için hassas nitelikteki bir bölgede bundan sonra yaşanacaklar hem Türk dış politikası hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından çok etkili olacaktır.

İRAN DA ÇOK ÖNEMLİ…


Türkiye’nin yakın döneme değin arasının limoni olduğu İran’la da bozuk olan bağlantıları onarmaya çalıştığı da görülüyor. Rusya’daki önemli zirvenin ardından İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi’nin yaptığı ziyaret de bunun     somut kanıtı… Zarifi ve İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani’nin 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece boyunca uyumayıp sürekli Türkiye’deki muhataplarıyla görüştüğü, bu görüşmede tekrar dillendirildi. Tahran’ın darbe girişimi karşısında sergilediği tavır, Ankara’yı fazlasıyla memnun etti. İran’la da çözüm odaklı bir dönemin kapıları açıldı.
İran da, Rusya da Suriye’deki denklemin ana unsurları konumunda. Türkiye’nin iyice belirsiz hale gelen bu denklemde belirleyici olması açısından İran ve Rusya’yla birlikte atacağı adımlar, taşları yerinden oynatır. Ancak, yıllardır süregelen anlaşmazlıkların birkaç günde düzelmesini beklemek saflık olur. Türkiye’nin iki muhatabının sorunlar noktasında sergilediği yaklaşımı iyi analiz ederek atacağı adımların ileride ne gibi sonuçlara yol açacağını çok titizce değerlendirmesi gerekiyor. Eğer kameralar karşısındaki görüntülerin yansıması diplomatik süreçlere de aynı şekilde yansırsa çok sürpriz gelişmelere tanıklık edebiliriz.