Bursa Hakimiyet

Düş sokağı...

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yakın zamanda darbe girişimine tanık olmuş bir ülke ile, zaten yürümeyen bir müzakere sürecinin dondurulması yönünde aldığı karar, zamanlama itibariyle  ısmarlama olduğunu gösteriyor.
Demokrasisi açık açık hedef alınmış bir ülkenin suratına kapıların kapatılmasını uygun gören Avrupa Parlamentosu üyelerinin asıl amaçlarının ne olduğunu esaslı bir şekilde sorgulamak gerekiyor. 
Demokrasi ve adalet sloganlarının uçuştuğu uluslar üstü bir yapılanmanın, elinde hangi veriler olursa olsun demokrasisi sınanan bir aday ülkeye karşı böylesine katı bir kararı vermesi akıllara ziyan...
Her ne kadar hukuki anlam taşımasa da AB’nin meclisi sayılan AP’de 479 gibi yüksek bir rakamla kabul edilmiş bu karar, aralık ayında Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderlerinin önüne gidecek. Liderler nasıl bir yol izler şimdiden kestirmek kolay olmasa da aşırı sağın yükselişte olduğu ülkelerden Avusturya’da alınan silah ambargosu kararı, Türkiye karşıtı cephenin hazırlıklarını çok daha önceden yaptığını gösteriyor.
Birleşik Krallık’ın ayrılma kararı almasının ardından varlığı daha da çok sorgulanan AB’nin, üyelik yolundaki tüm köprüleri atması durumunda gerçekten Ankara’nın kaybedecek çok fazla şeyi olmaz.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Avrupa’ya gitmek isteyen Suriyeli sığınmacılar için  “Gerekirse sınır kapılarını açarız” şeklindeki sert uyarısı çok önemliydi. 
Suriyeli mülteciler konusunda adeta her gün kabus gören Avrupalı siyasiler, bu mesajı iyi okumalı. Eğer uygulamaya dökülürse çok canlar yanar!
Vize muafiyeti için sürekli ipe un seren AB’nin karar mekanizmaları, Ankara’nın önüne müzakere sürecinde çıkarmadık engel bırakmadı.
“Bugüne kadar AB’nin hayatımızda ne gibi değişiklikleri hissedildi” diye sorsak, kim ne der acaba? Sayılı/cılız hibe ve benzeri destek projeleri dışında AB’nin somut olarak ne faydasını gördük? Ne yazık ki kocaman bir hayal kırıklığı...
Eğer AB de AP’nin izinden giderse adeta bir düş sokağında yıllardır oyalanan Türkiye’yi kaybetmekle kalmaz, geleceğini de kaybeder. 
O düş sokağının kapıları Türkiye’nin yüzüne kapatılırsa bir daha açıldığında Türkiye’nin yerinde yeller esmekle kalmaz AB, yüzbinlerce Suriyeli mülteciyle ne yapacağını kara kara düşünür.
Başka Ortadoğu ülkelerinde iç savaş çıktığında ise bu kez o sokağı kendileri arşınlamak zorunda kalır.