Bursa Hakimiyet

Ege’de deprem zamanı!

Yazının başlığını görenler, dün sabaha karşı Ege açıklarında meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremle ilgili bir şeyler okuyacağını düşünebilir. Kuşkusuz yerin altındaki kaynama ve yarattığı korku çok önemli. Ancak niyetim, Ege’nin sismografik değil diplomatik analizini ele almak.
Hazır söz, depremden açılmışken dün sabaha karşı meydana gelen sarsıntının merkez üssü Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin kaderini belirleyen Ege olması manidar. 5,1’den daha büyük bir deprem olsaydı hem Yunanistan hem de Türkiye tarafında hissedilmiş olacaktı. Neyse ki böyle bir doğa olayı yaşanmadı.
Son bir haftadır Trakya’dan gelen haberler de Türkiye ile Yunanistan’ın pek çok açıdan kader ortağı olduğunu gözler önüne serdi. Tunca ve Meriç her yıl olduğu gibi aşırı yağmurlarla taşınca zarar, sınırın iki yakasına da yansıdı. Trakya’da yaşayanlar kadar sınırın diğer tarafında olanlar da büyük zarar gördü. 
Esasında ortadaki zarar, iki ülke arasında bir türlü bitirilemeyen kemikleşmiş sorunların yansıması adeta… Pek çok konuda bakış açıları çakışmadığı için bu tür insani meselelerde ortak aklın olmamasının faturası ağır oluyor.

DAVUTOĞLU’NUN ZİYARETİ…

Görüldüğü gibi, iki ülke arasındaki ortak noktaları öne çıkarmak için sadece sosyokültürel noktaları konuşmaya gerek yok. Olumsuzluklar üzerinden de çıkarımlar yapmak gerek bazen. Doğa ana, adeta iki ülkeyi ortak noktalarda bulunmadığı için cezalandırıyor gibi!
İşte böyle bir perspektifte Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun iki güne yayılan Yunanistan çıkarması çok büyük önem arz etti. İkili görüşmelerin yanı sıra Yüksek Düzeyli İşbirliği Toplantısı'nın yapılması, büyük işbirliği projelerinin yolda olduğu görüntüsünü verdi. 
Davutoğlu’nun “Psikolojik bariyerler kalktı” sözleri de Ankara-Atina hattında yeni bir bahar havasının etkili olacağına işaret. Ancak bu baharın geçici olmaması için bürokratlara olduğu kadar sınır bölgesindeki yerel yönetimlere, iş adamlarına ve bürokratlara büyük görevler düşüyor. ‘Komşu’nun sosyoekonomik durumu ortada. 
İflasın eşiğindeki bir ülkenin hayata dönmek için mücadele verdiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir tabloda Ankara’nın elini uzatıyor olması, konjonktür ve zaman açısından çok anlamlı. Kameralar önünde verilen barış mesajlarının uygulamaya geçmesi için bir an önce harekete geçilmeli. Deprem etkisi yaratacak potansiyelde projelerle her iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir dönem artık başlamalı.
İyi pazarlar…