Bursa Hakimiyet

Ekonomi ve dış politika

15 Temmuz’daki askeri darbe girişiminin ülkemizin ekonomik gidişatına bazı çevrelerin beklentilerinin aksine pek fazla zarar vermemiş olması gerçekten çok sevindirici. Ekonominin temel yapı taşlarının bundan sonra daha da güçlendirilerek iç ve dış gerginlikler karşısında daha dayanıklı hale getirilmesi, güvenlik ve dış politika alanları için de adeta bir sigorta görevi üstlenecektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Standart and Poors’un (S&P) Türkiye’nin ekonomik görünümüne ilişkin verdiği sert tepki de ekonomi dünyasında geniş karşılık buldu. Cumhurbaşkanı’nın “S&P’ye üye değiliz, bizi derecelendiremezler. Uluslararası bazı kuruluşlar, darbenin yanında yer aldı, halkın değil. Mali disiplinden taviz vermeden devam edeceğiz” açıklaması, dış politikada daha aktif bir dönemi işaret ettiği gibi ekonominin güvenli bir şekilde rayında ilerlemesi adına da önemli bir noktadır.
Thomas Cook ve TUI adlı seyahat şirketleri tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin tatil bölgelerinin sakin olduğu ve çok az sayıda turistin tatili yarıda kesip Almanya’ya döndüğünü duyurmaları da önemli bir başka nokta. Rusya ve İsrail’le girilen normalleşme süreci sonrası 9 günlük bayram tatiliyle rahat bir nefes alan turizm sektörünün darbe girişiminden fazla etkilenmeden yükünü almaya devam etmesi ülke ekonomisinin geleceği için son derece anlamlı.

BAKAN ÇELİK’İN SERZENİŞİ

Darbe girişimi sonrası Türk dış politikasını yakından ilgilendiren gelişmeler de yaşadık. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in dün yaptığı serzeniş, yerini bulmuştur diye düşünüyorum.
“Müttefiklerimizin ve dostlarımızın bu darbe girişiminin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Türkiye’yi ziyaret etmemelerini şaşkınlıkla karşılıyoruz. Şahsen Avrupa Birliği Bakanı olarak, Avrupa Birliği yetkililerinin, Türkiye’yi ziyaret ederek, Türk devlet adamlarıyla yan yana durarak Türkiye’nin demokratik değerlerini ve beraber paylaştığımız ortak demokratik değerleri savunma konusunda Ankara’dan bir ses yükseltmelerini beklerdim” diyen Bakan Çelik’in sözleri AB ve AP koridorlarında sert bir şekilde yankılanmıştır.
Herhangi bir Avrupa ülkesinde terör, ya da rejimi yıkmaya yönelik en ufak bir girişim olduğunda apar topar uçaklara binerek söz konusu o ülkeyi ziyaret eden liderlerin yazılı açıklamalarla ya da birkaç dakikalık telefon görüşmeleriyle yetinmeleri Ankara’yı hayal kırıklığına uğratmış durumda. Britanya’nın ‘ayrılma’ sürecine girdiği bir dönemde AB’nin Türkiye’ye böyle zor bir dönemde sırtını dönmesini tarih de not edecektir!
İyi pazarlar.