Bursa Hakimiyet

‘Güven’ zırhı…

Türkiye’nin etrafının nasıl bir ateş çemberiyle sarılı olduğuna her gün acı örneklerle tanıklık ediyoruz. Bursa’da 27 Nisan günü düzenlenen canlı bomba saldırısı da bu ateş çemberinden düşen bir alev topu sayılabilir.
Irak ve Afganistan’ın işgalinin yanı sıra İsrail-Filistin çatışması, uzun yıllar yanıbaşımızda başdöndürücü gelişmelere yol açtı. Bölgenin kimyası, iç destekli dış müdahalelerle allak bullak edildi.
Uzun yıllardır şiddet dalgasının önünden kaçıp bir yerlere sığınmaya çalışan kitleler, giderek büyüdü. Sığınmacının kaderi değişmedi, sadece ülkeleri değişti. Şiddetin vurduğu kentlerde oluşan manzara değişmedi, sadece isimleri değişti.
Şiddet sarmalının direkt ve dolaylı olarak en çok zarar verdiği ülke de Türkiye oldu. Gerek sığınmacı akını, gerek sınır güvenliğini sarsan saldırılar hala sürüyor. Asıl darbe ise terörle vuruldu.
Uzun yıllar olsun ya da olmasın Bursa’nın ekmeğini yiyip suyunu içenler, “Bursa’da kolay kolay terör, olmaz. Bursa’da kolay kolay olay çıkmaz” şeklinde bir düşüncenin hemen her fırsatta dile getirildiğini bilirler.
Ulucami’nin yanında düzenlenen ve Bursa’nın kalbi konumundaki bir noktayı kana bulayan terör saldırısı, ilk etapta şaka gibi algılandı. Bu, Bursa isminin içinde barındırdığı ‘güven’ zırhının bir yansımasıydı. 
Türkiye’nin dört bir yanından çeşit çeşit insanın yaşadığı, yanı sıra Balkanlar başta olmak üzere diğer coğrafyalardan soydaşların yeni bir hayat kurduğu ve ülkelerindeki şiddet dalgasından kaçanların sığındığı Bursa, terör saldırısıyla oluşturulmak istenen kaos havasına müsaade etmedi.

1 MAYIS FIRSATI…

Son olarak kentimizde çirkin yüzünü gösteren terör, Ortadoğu’da ateş düşürmedik ocak bırakmamaya da devam ediyor. Bağdat ve Halep başta olmak üzere pek çok kent dün yine yangın yerine döndü. Bugün de dönecek muhtemelen ve bu acı döngü, yarın da devam edecek. 
Silah ve petrol lobisinin sınırları belirlemeye çalıştığı şiddet dünyasında daha çok kan dökülecek gibi görünüyor. Bu zor zamanlarda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü gibi özel tarihler, daha da önem taşıyor. Anlamına uygun kutlanması, güncel gelişmeler açısından çok önemli…
Çalışma barışının olmadığı hiçbir şirkette, kentte, bölgede, ülkede huzur ve güven ortamını tesis etmek de güçleşir. Emek verenin alnındaki ter kurumadan ücreti ödendikçe, emekçi de işyerine ve dolayısıyla işverene ihanet etmediği sürece çalışma barışı da, toplumsal barış da yerelden ulusala ve hatta uluslararası arenaya yayılır.
İyi pazarlar.