Bursa Hakimiyet

Kaç Aylan daha lazım?

Günlerdir Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin otogarları, tren istasyonları ve sınır kapılarına dalga dalga yığılıyor. Onlar umut için ölümü göze alarak yollara düşerken onlarcası da Ege ve Akdeniz’de boğulmaya devam ediyor.
Denizde yaşanan faciaları önlemek için Suriyeli çocuk Aylan Kurdi’nin ölümünden ders çıkarmayan insanlık, Ege ve Akdeniz’deki yeni trajediler karşısında sadece dizini döverek izleyici olmaya devam ediyor. 
Kim bilir siz bu satırları okurken kaç kişi daha Ege ve Akdeniz’de son nefesini verdi. Hem de kimlikleri bilinmeden… Çok umutlu olmak istiyor insan ama mümkün değil. İnsan tacirleri ceplerini doldurmaya devam edecek ve ceset torbaları da cansız bedenlerle dolacak.
Son bir haftada İstanbul ve Edirne’de biriken sığınmacıların durumu, gerçekten içler acısı. Güvenlik güçlerini karşılarında görünce de sığınmacıların öfkesi arttı. Haliyle tatsız görüntülere tanıklık ettik. Mevcut kriz çözülse bile Suriye ve Irak’taki gelişmeler, Türkiye’nin yeni mülteci akınlarına tanıklık edeceğini gösteriyor. İşin güvenlik boyutunun yanı sıra ekonomik, sosyolojik ve siyasi sapmalarını bundan sonra daha sakin bir kafayla masaya yatırmak gerekli.

ORTADOĞU’DA TANSİYON YÜKSEK

Suriye ve Irak’ta gidişat kötü. İsrail-Filistin hattında da endişe yaratan gelişmelere tanıklık ediyoruz. İsrail Ordusu’nun Gazze’den atılan roketler sonrası savaş uçaklarıyla yaptığı misilleme, yeni bir kısa dönemli savaşın habercisi adeta. 
Filistin’de Türkiye’nin de aralarında olduğu bölge liderlerinin yaptığı girişimler, ‘düşman kardeşler’ olarak bilinen Hamas ile El Fetih arasında bir türlü çözümü oluşturmadı. Belki de çözüme en çok, kısa süre önce yaklaşıldı. Tam da böylesine kritik bir süreçte İsrail-Filistin krizinin yeniden şiddetlenmesi, yıllardır süren gerilime yönelik kaygıları artırdı. Tüm bunlar aslında Ortadoğu’nun içinde bulunduğu istikrarsızlık bataklığını beslerken barış umutlarını da birer birer öldürüyor.
İyi pazarlar.