Bursa Hakimiyet

Mültecinin günü yok!

Önceki gün Uluslararası Mülteciler Günü’ydü. Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde dünyanın dört bir yanında mülteci sorununun farkına varılabilmesi adına pek çok etkinlik düzenlendi. Bu etkinliklerde mültecilerin süregelen trajik durumları mercek altına alındı.
Her ne kadar bugün daha çok Suriye, Irak, Afganistan ve Filistin kökenli mültecilerin yaşadıklarına tanıklık etsek de aslında mültecinin ne kimliği var, ne adı var, ne de günü… Asırlardan bu yana varış yerleri genelde batı, çıkış noktaları da doğu oldu. Ancak yaşadıkları acılar hep benzerdi ve hala daha öyle…
Birleşmiş Milletler’in çatısı altında ve dışında yürütülen faaliyetler ne yazık ki yaraları sarmaya yetmedi. Suriye ve Irak’ta şekillenip Türkiye’ye akan göç dalgası karşısında duyarsız kalan Avrupa Birliği, neyse ki kesenin ağzını geç de olsa birazcık açtı. Bu, Türkiye’nin yüküne el verme değil de daha çok ‘dokunma’ şeklinde oldu. Dokunmanın el vermeye dönüşmesi için çabalar sürüyor.
Bu süreçte Türkiye-AB ilişkilerinde uzun bir süre sonra yeni bir fasılın açılması da önemli bir gelişme. Ankara-Brüksel hattındaki normalleşmenin mülteci sorununa derman olma anlamında bir sinerji yaratacağını söyleyebilirim.
Uluslararası Mülteciler Günü etkinliklerinin düzenlendiği saatlerde yanı başımızda Muğla açıklarında ahşap bir teknenin batarak 18 mültecinin hayatını kaybetmesini nasıl açıklayabiliriz? Bu vaka, ne ilk ne de son. Uluslararası çabaların daha da yoğunlaşması ve kazanımların radikal adımlarla somutlaşması şart.

BM’DE SURİYE SATRANCI

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’nin geleceği konusundaki karar tasarısı, sürpriz bir şekilde oybirliğiyle kabul edildi. Rejim ile muhaliflerin ocak ayı başında masaya oturmasını öngören 4 sayfalık tasarı, ülkedeki geçiş sürecinde ateşkesin sağlanması ve sivillere yönelik saldırıların durdurulmasını öngörüyor.
Türkiye’yle uçak krizi süren ve Suriye’deki askeri varlığını kısa süre önce iyice artıran Rusya ile ABD’nin aksi politika izleyen Çin’in tasarıya karşı çıkmaması şaşırttı. Ancak bu şaşırma, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın geleceğiyle ilgili tek bir kelime içermediği için kısa sürede normal bir tepkiye dönüştü. Öyle görünüyor ki Suriye satrancı, ateşkes süreci başladıktan sonra direkt rejimin geleceği üzerinde oynanacak.
İyi pazarlar…