Bursa Hakimiyet

Safari…

Her hafta bölgesel ya da küresel bir krizin perde arkasında neler olabileceğini mercek altına alıyorum. İnsanoğlu yaşadıkça kan gölünün içinde filizlenen acı tohumlarının açtığı yaraları yorumlamaya çalışıyorum.
Her konuştuğumuz konunun satır aralarındaki gerçeklerine baktığımızda çırılçıplak duran bir gerçek var. Kişisel hırslarının peşinden koşan bir güruhtan oluşan günümüz dünyasının asırlar öncesinden pek bir farkı yok. Tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi, parasal açıdan çok değerli maddi şeyler peşinden koşan çıkar grupları yüzünden oluk oluk kan akıyor.
Sadece haber bültenleri izleyip gazetelerde her tarafından kan fışkıran haberleri, makaleleri okumaktan başka bir şey yapmıyoruz. İnsan, insanın düşmanı olmaya devam ediyor.
CEYLANA KARŞI KAPLAN…
Günümüz dünyasında şiddet ve açlığın pençesinde kıvranan insanların içinde bulundukları sefaletin vahşi yaşam belgesellerindeki kurtlar sofrasından bir farkı yok. Ürkek bir geyik, hedefe odaklanmış bir kaplandan nasıl kaçabilir ki!
Yanı başımızda patlak veren herhangi bir bölgesel meselenin altını oyduğunuzda masumların üzerine konulmuş kan ve para yüklü bloklarla karşılaşırsınız.
Ortadoğu’yu bataklığa çevirenler, bugün canlarını sıkan ama yıllar önce tohumlarını kendilerinin attıkları zararlı otları temizleme uğraşı içerisinde. Ama bu bataklıktan çekilen her zararlı ot o kadar kökleşmiştir ki etrafını yakıp yıkmadan yok etmek mümkün değil. 
İnsanı insana düşürmek çok kolay… Ya bayrak, ya dil, ya etnik köken, ya da mezhep üzerinden iki veya fazla sayıda toplumu birbirine kırdırmak o kadar basit ki. Artık elde manipülasyonun dibine vurulan bir sosyal medya gerçeği var.
Linç kültürünün dünyanın dört bir yanında nasıl kolayca körüklendiğini hemen her gün görebiliyoruz. Bir stadyumda açılan Arnavutluk bayrağının nelere yol açtığını kısa sürede gördük.
Sosyal bilimler uzmanlarının; milliyetçilik, aidiyet ve linç kültürü gibi insanoğlunu çok farklı şekillere sokabilen kavramlara daha fazla eğilmesi gerekiyor. Yoksa insanın insana kırdırıldığı bir safariden başka bir şeye benzemeyen mevcut küresel düzen, kana doymamaya devam edecek. Toplum mühendisleri de bu iğrenç pazardan istediklerini almaya devam edecektir.
İyi pazarlar…