Bursa Hakimiyet

Trampa ve Trumph…

Rumca kökenli bir kelime, trapma… En özet haliyle ‘değişim’ ya da ‘takas’ anlamına geliyor. Diplomaside de adından pek söz edilmese de varlığı süregelen bir kavram. Türkiye-Rusya krizinde işin ekonomik boyutu gündeme geldiğinde ‘trampa’ kavramının önemli bir metot olduğu gözler önüne serildi. 
Türkiye’nin Rusya’ya ihraç etmeyi planladığı mallar elde kalınca iç piyasa ya da alternatif pazarlara sevk edilmesi şart oldu. Mal ve hizmetlerin olduğu gibi krizlerin de trampa edilmesi mümkün olabilir.
Nasıl mı? Irak’ta bugünkü tabloya yol açan şartlar ortaya çıktığında zorlu denkleme dâhil olan ülkeler ya da diğer aktörlerden pek çoğu bugün ortada yok! Çıkarların çatışması, işin askeri, siyasi ve ekonomik maliyet boyutunun ağırlaşması neticesinde denklemden ayrılanların pek çoğu bugün hatırlanmıyor bile. 
Haliyle ortada kalan ihale, başkalarının sırtına yüklendi. Tıpkı Arap Baharı’nın taşları yerinden söktüğü Tunus, Mısır ve Libya’da olduğu gibi…
Bugün Suriye eksenli kaos, adı geçen ülkelerden daha geniş bir bölgesel etki alanı oluşturdu. Küresel etkileri de son derece geniş… Son dönemde Rusya odaklı olan ve ülkemizi birinci dereceden yakından ilgilendiren gelişmeler zinciri, Suriye meselesinin sadece Suriye’yle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. 
Kaosun başındaki denklemde yer alan pek çok aktör, ortada yok. Pek çok yeni aktör de denkleme dahil olmuş durumda. Tüm bunlar, krizlerin trampa edilebildiğini ancak etki alanlarının giderek daha yakıcı hale geldiğinin kanıtı. Sorunlar yumağı trampa edilebilse de insanlık krizleri ne yazık ki trampa edilemiyor.

ABD’DE ZORLU YARIŞ


ABD’de 2016’da yapılacak başkanlık seçimi öncesi tansiyon giderek yükseliyor. Demokrat Parti’li Başkan Barack Obama’nın dönemi iyisi kötüsüyle tartışılıyor. Artık Obama döneminin icraatları ve yapılamayanları, Demokrat-Cumhuriyetçi çarpışmasına dönmüş durumda. Cumhuriyetçiler özellikle reform adımları ve dış politika üzerinden Demokratları köşeye sıkıştırmanın hesabını yapıyor. 
Ancak emlak zengini Cumhuriyetçi aday adayı Donald Trumph’un Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanması yönündeki sözleri ırkçılar cephesinde coşkuya yol açsa da genel anlamda ters tepti.
Cumhuriyetçi cepheden de Trumph’a ağır eleştiriler yöneltildi. Bir anlamda seçim öncesi oklar Trumph’a dönünce seçimin merkezini emlak zengini oluşturdu. Trumph için ‘Reklamın iyisi ya da kötüsü olmaz’ anlayışının geçerli olduğunu söylemek mümkün. 
Zaten aday olarak çıkması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Ancak gelinen son aşama, Demokrat Parti aday adaylarının ekmeğine yağ sürmüş durumda. Bakalım seçim sürecinde daha neler duyacağız.
İyi pazarlar.