Bursa Hakimiyet

Trump nasıl kazandı?

Dananın kuyruğu dün koptu ve ABD’nin 45. başkanı birçoklarını yanıltacak şekilde Donald Trump oldu. Kimine göre zafer, kimine göre şok, kimine göre kabus oldu. Ama kim ne hissederse hissetsin ABD’de yeni bir dönem başladı.
Gelelim Donald Trump’ın seçilmesi sürecine... Daha önce de bu köşeden dile getirdiğim gibi belki de tarihin en ‘bel altı’ çalışılan seçim kampanyasına tanık olduk. Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı olduktan sonra hakkında envai çeşit iddia ortaya atıldı.
Ünlü isimler kameraların karşısına geçip, Trump’ın kendilerine cinsel saldırıda bulunduğunu ileri sürdü. Ancak seçime kısa süre kala bu iddiaların ortaya atılması birçok kesimde ‘samimiyetsiz’ eleştirisini beraberinde getirdi.
270 delegeye ulaşacak isim, başkan seçilecekti. Anketlerde ibre, aylardır Demokrat Parti adayı Hillary Clinton’ı gösteriyordu ama anketlerin aksi sonuçların ortaya çıktığını son yazımda dile getirmiştim. 
Anketçilerin tamamına yakını ters köşe oldu. Kritik eyaletler için Clinton’ın rahat kazanacağını söyleyenler de büyük bir şok yaşadı. Bırakın kritik eyaletleri, bazı ‘çantada keklik’ görünen eyaletlerden Trump’ın galip çıkması, şok üstüne şok yaşattı.

TAM BİR ABD’Lİ...

Belki genel toplamda oy oranları kafa kafaya gitti ama delege sayısı önemli olduğu için Trump, çok delegesi olan Florida gibi kritik eyaletleri kazanarak rakibiyle arasını açtı. Demokrat Başkan Barack Obama, ‘değişim’ ve ‘umut’ sloganlarıyla iki dönem görevde kaldı ancak beklentileri karşılamadı. Müslüman kökeni, ilk siyahi başkan olması ve renkli mizacıyla birlikte uluslararası ilişkilerin daha barışçıl bir platformda gideceği düşünüldü ancak olmadı.
Obama’nın yarattığı hayal kırıklıkları, Trump’ın işini kolaylaştırdı. Clinton’ın çok köklü bir siyaset geçmişinin olmaması, yaşı ve hastalığının yanı sıra son dönemde yardımcısıyla ilgili gündeme gelen skandal iddiaları seçmen nezdinde gözden düşmesine yol açtı.
Trump da Clinton da seçmenin gözünde ‘çok güvenilir’ bir fotoğrafa yol açamadı. Ancak Clinton’a nazaran tabiri caizse meselelere ‘bodoslama’ giren Trump, birçok kişiye daha samimi göründü.
Gerek imajı, gerek sözleri, gerek küfürleri, gerek argo konuşma tarzı ve gerekse iş hayatında çarpıcı iddiaları da beraberinde getiren muhteşem yükselişi Trump’ın ‘tipik ABD vatandaşı’ olduğu imajını beraberinde getirdi. Clinton, belki tutamayacağı sözler verdi ama Trump, daha çok yapmayacağı şeyler üzerinde durdu. Trump hep yalnızdı ama Hillary Clinton’ın yanında ya kocası eski ABD Başkanı Bill Clinton ya da görev süresi dolan Obama vardı. Desteğe muhtaç imajı çizen Clinton’ın daha önce görev yapmış bir siyasi olması, “Ülkemizi yeniden büyük yapacağız” gibi net bir ifade kullanan Trump’ın ekmeğine yağ sürdü. Trump üzerine daha çok yazılacak şey var ancak özellikle Türk dış politikasına etkilerini,pazar yazısında değerlendirmeye çalışacağım.