Bursa Hakimiyet

Yaprak dökümü

Birleşik Krallık’ta geçen hafta yapılan Genel Seçim’in yansımaları beklenenden büyük oldu. Son dönemde, bu kadar yansıma bulan bir Birleşik Krallık Genel Seçimi yoktur sanırım.
Gerek askeri politikaları, gerek diplomatik hamleleri gerekse de ekonomi politikasındaki anlayışıyla iktidarı süresince eleştirilen mevcut Başbakan, Muhafazakâr Parti lideri David Cameron’ın ‘tek başına iktidar’la zaferini ilan etmesi kendisini bile şaşırttı.
Cameron’ın zafer konuşmasıyla birlikte muhalefet liderleri de teker teker birer yaprak gibi döküldü. Sol ekolden gelen genç ya da deneyimli isimlerin uğradıkları hezimet, esasında bugünkü siyasi ortamdan kaynaklanmıyor. Daha önce denenen sol iktidarlar, Birleşik Krallık’ın kanayan yaralarına tuz olmak bir yana daha da deşilmesine yol açtı.
Sol partiler arasındaki ve kendi içlerindeki ‘acımasız’ rekabet ortamı, sağ partilerin seçmen nezdinde daha da güçlenmesine yol açtı. Dolayısıyla oldukça hareketli bir süreçten geçen Krallık’ta Muhafazakâr Parti’nin iktidarı da kaçınılmaz oldu.
BİRLEŞİK KRALLIK VE AB…
Birleşik Krallık’taki Cameron zaferi ve ardından 52 dakikada 3 muhalefet partisi liderinin istifa etmesi, Avrupa Birliği üyeliği konusundaki tartışmaların yanan fitilini iyice alevlenmesine yol açacak gibi görünüyor.
‘Tek ulus bilinci’ vurgusu yapan Cameron’ın bu yöndeki sözleri Birleşik Krallık’ın geleceği açısından hayati önem taşıyor ama asıl ivedilik taşıyan açıklamaları, Avrupa Birliği’yle ilgili olanlar…
Başbakan Cameron’ın “Avrupa’daki geleceğimizle ilgili referandum yapacağız” sözleri, AB’nin karar ve yürütme mekanizmalarında gerginlik yarattı. İngiltere’nin AB üyeliğiyle ilgili soğuk duruşu, yeni bir konu değil. Muhafazakâr Parti’nin seçim zaferi sarhoşluğunun geçmesinin ardından asıl gündem yaratacak husus, ‘İngiltere’siz AB senaryoları olacak.
Küresel meseleler karşısında alınan tavırlar nedeniyle yaşanan sıkıntılar, Euro’nun geleceği ve mülteci kriziyle boğuşan Avrupa Birliği’ni İngiltere tartışmasıyla birlikte daha zor günler bekliyor. Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB’ye yönelik sert eleştirilerini de bu tabloya dâhil ettiğimizde AB’nin varlığını daha yoğun şekilde tartışıyor olacağımız sonucu ortaya çıkıyor.
İyi pazarlar.