Bursa Hakimiyet

Yaşar Kemal’in mirası…

Bir koca çınar, dün kan ve gözyaşlarıyla bezenmiş topraklarda derin izler bırakıp devrildi.
92 yaşında yaşamını yitiren Yaşar Kemal, sadece Türk edebiyatının değil dünya edebiyatının yüz akıydı. Eserlerinin yanında bugüne kadar acımasızca eleştirildiği pek çok oluşumun içinde yer aldı. Ama o, hep doğru bildiğini okudu…
Belki hiç alamadı ama Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk yazar olarak tarihe geçmişti. Üstelik bugünkü gibi basmakalıp eserlerin basıldığı bir dönemde aday gösterilmemişti.
40’tan fazla dilde yayınlanan eserleriyle ‘dünya’ yazarı olduğunu kanıtlıyordu. En çok da efsanelerden esinlendi, kalemi her eline aldığında. Ağrı Dağı Efsanesi de bunlardan biriydi. İmkansız bir aşk, ancak bu kadar çırılçıplak anlatılabilirdi. Daha nice eserinde efsaneleri adeta diriltti.
Küçük yaşlardan itibaren yanlışlara doğru dememenin acısını çok yaşadı. Tutuklandığında yaşı daha 17’ydi. Daha o yaşlarda yapıştırılan yaftalar, ömür boyu yakasını bırakmadı. Ama bunlardan hiç şikayet de etmedi.
Bugün, “Türk folklorunu en iyi kim yaşatmıştır” sorusunun en kesin yanıtıdır Yaşar Kemal… Tam bir imgeleme ustasıydı. Kitaplarında anlatılan karakterleri o kadar keskin çizgilerle anlattı ki sanki yıllardır hala aramızdalar. O kadar yakınlar!
Yaşar Kemal’in 2014’te fahri doktora unvanı aldıktan sonra dudaklarından dökülen şu sözler kitapları kadar sağlam bir miras oldu: Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar, yoksullarla birlik olsunlar. Yoksulluk, bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar, cümle kötülüklerden arınsınlar.

İyi pazarlar.