Bursa Hakimiyet

Yeni başbakanı dışarıda ne bekliyor?

Türkiye’de gözler, 22 Mayıs’taki AK Parti Olağanüstü Kongresi’ne çevrilmişken Ankara-Brüksel hattında da baş döndürücü gelişmeler trafiği yaşanıyor. Türkiye’deki siyasi dengeleri yakından takip eden Avrupa Birliği’nin karar mekanizmalarının vize serbestîsi konusunda kritik bir noktaya geldiğine şahitlik ettik.
Bundan böyle Türkiye’de parlamenter sistem, başkanlık ve yarı başkanlık sistemi daha yoğun bir şekilde tartışılacak. Terörle mücadele ve vize konusuna odaklanılan politika kulislerinde artık öncelikli konunun sistem değişikliğine yönelik tartışmalar olduğunu görmezden gelemeyiz.
Sistem tartışması sürerken AB ve ABD’nin Ankara’ya olan ilgisi de giderek artacaktır. Yeni süreçte iç politikanın dış politikayla daha da yoğun şekilde bütünleşerek gündemin yönünü belirlemesi kaçınılmaz görünüyor.

DEĞİŞİM DALGASI…

Yakın ya da uzak bölgelerde de ‘değişim’ kavramının yoğunluklu olarak konuşulacağı söylenebilir. En önemlisi ABD’deki başkanlık seçimleri olacaktır. Barack Obama dönemi artık bitiyor. 
Demokrat Parti’de ibre, Hillary Clinton’u gösterse de Cumhuriyetçilerde Donald Trumph’ın dünya gündeminin ilk sırasında olduğunun altını çizmekte fayda var. Radikal söylemlerde bulunan Trumph’ın ABD Başkanı seçilmesi halinde Ankara-Washington hattında bir süre çekişmelerin yaşanması muhtemel olabilir. Clinton’ın seçilmesi durumunda ise daha sakin bir dönem yaşanabilir.
Yanı sıra Suriye’de ateşkes süreci giderek daha da belirsiz bir hal alıyor. Her şiddet dalgası, ülkemize yeni göçmen akını olarak yansıyor. Kilis’e düşen roketlerin aldığı canların yanı sıra kent halkında yarattığı tedirginlik de had safhada. Kilis’te birçok noktanın özel bölge ilan edildiği bildirildi. Bu, Suriye sınırında daha vahim bir tablonun ortaya çıkabileceğinin işareti sayılır.
Irak’ta ise mezhep çatışmaları son dönemde iyice yoğunlaştı. Erbil-Bağdat gerilimi tavan yapmış durumda. Şii-Sünni çekişmesinin, daha yoğun çatışmalara dönüşmesi de an meselesi…
Azerbaycan-Ermenistan geriliminin de hala taze olduğunu hatırlatalım. Rusya ile ise kritik bir sürece girilmiş bulunuluyor. Ankara-Moskova hattında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir heyetin Rusya’nın daveti üzerine yaptığı ziyaret, gerilimin düşürülmesi noktasında iki ülkenin yaklaşımda olduğunu kanıtlar nitelikte. Ancak bundan sonraki sürecin titizlikle yürütülmesi Suriye krizi için de çok önemli.
Böyle bir süreçte Türk dış politikası, çok ciddi sınavlarla karşı karşıya gelecektir. Yeni başbakanın, değişiklik olması beklenen kabineyle birlikte pek çok zorlu meseleyi çözmesi gerekecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu süreçte özellikle Avrupa Birliği ile vize görüşmeleri ve Suriye krizi noktasında verdiği mesajlarının yönlendirici olacağını söyleyebiliriz.
İyi pazarlar.