Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
"Nerede o eski ramazanlar?" diyenlere...
06 Mayıs 2019 Pazartesi, 10:11

Son zamanlarda benim de içten içe geçirmeye başladığım ve genelde büyüklerimizden duymaya alıştığımız "Nerede o eski ramazanlar?" sözünün ne kadar da haklı bir özlem ve sitem ögesi barındırdığını sizler için yazmaya çalıştım.

İşte eski ve yeni ramazandan örnekler...

Eskiden Ramazan'ın farklı bir heyecanı olur, çarşı pazar kalabalıklaşır, alışverişler artardı. Daha çok yemek içmek için değil, daha çok paylaşmak içindi. Çocukluğumda hatırlarım ki ramazanda iftarda sofraya sığmaz, annem biz çocuklar için ayrı bir sini sofrası yapar yerde gömülürdük o unutmaz lezzetlere...

Çarşı pazar yine kalabalık ama ortada alışveriş yok, herkes gıdım gıdım harcıyor.

İnsanlar harcayacak paraları olmadığından yakınıyor. Ramazan'da fiyatların fazlasıyla şişirildiğinden şikayetçi... Mayıs ayındayız yani artık önümüz yaz. Baharın en güzel günleri ama çarşı pazar hala o denli pahalı ki sebze ve meyveleri Avrupa'daki birçok ülkede olduğu gibi bizlerde taneyle almaya başladık. Tarım ülkesi Türkiye'de çeyrek karpuz dilimi alır hale geldik...

Pide kuyruğunda beklerken dönen muhabbetler ve o kokuyla insanların kendini terbiye edişini hatırlarsınız. Şimdi ise saygısızca pide kuyruğuna kaynak yapıp hızlıca evine gitmek isteyen insanlar türedi.

Bir tas çorba ile doyan insanların yeme içmeyi abartmaması, israf etmemesiydi. Şimdilerde ise sadece kuş sütünün eksik olduğu lüks masalarda, lüksün de ötesi restoranlarda oruçlar açılıyor.

Eş-dost ile güzelleşen iftar sofralarının kıymeti bilinirdi. O sofra birliktelikleri insanları bir başka yakınlaştırırdı. Artık kimse kimsenin kapısını çalmaz olmuş, yalnızlaşmış.

Ne birbirini iftara çağırır, ne de bir davete icabet eder.

Ramazan paketleri özenle hazırlanıp kimse bilmeden dağıtılırdı. Çünkü yardımın gizli olanı makbuldü. Bir elin verdiğini diğerinin bilmemesi gerektiğini her kes bilirdi. Şimdilerde ise medya ordusu eşliğinde şov yaparak dağıtılıyor. Yardıma muhtaç insanların ne kadar üzülüp rencide olacağı hiç düşünülmüyor. Herkes bir gösteriş sevdasına kapılmış gidiyor.

İftar çadırları, evlerinde çorba kaynatacak durumu olmayanlar boynu bükük kalmasın diye kurulurdu. Bu mübarek ayda herkesin karnı doysun istenirdi. Şimdilerde ise iftar çadırları turistik gezi objesine dönüşmüş durumda. Bu durumun en kötü yanı ihtiyaç sahiplerinin bu yardımlara ulaşmakta zorlanıyor olması.

Çocuklara şefkatle yaklaşılıp sevilir, gönülleri kırılmamaya çalışılırdı. Şimdi gönül kırmamayı bırak, iftar çadırlarında kafasını kırmaya teşebbüs ediliyor.

Ramazana özgü eğlenceler düzenlenir, oyunlar sahnelenirdi. Ramazanın olmazsa olmazı gölge oyunları ve elbette Karagöz ve Hacıvat...

Sokak aralarında kurulan eğlencelerde gölge oyunları ne de keyifli geçerdi. Bu eğlenceler de demode bulunduğu için tutulmuyor ve artık yeni nesiller bu oyunları sadece tabletlerde ve kitaplarda görüyor.

Geleneksel şerbet ve tatlılar evde özenle yapılır ve komşularla birlikte yenir, sokaklar bayram yeri gibi olurdu. Artık herkes tatlısını pastaneden alıp evinde yiyor.

Sokaklar boş, macuncular ve şerbetçiler sinek avlıyor. Sadece turistlere satış yapılabiliyor.

İnsanlar ramazanda sadece midenin değil, bütün bedenin ve ruhun ibadeti olduğu bilincine sahipti. Yani eskiden oruçlar gösteriş için hiç tutulmazdı...

Özellikle yaşlılar ve çocukların gönlü hoş tutulmaya çalışılırdı. Belki bir ziyaretle belki bir yardımla belki bir hatır sormayla bunu yapmak mümkündü. Şimdi ise hepsi unutuldu. Ramazan da onlar için sıradanlaştı. Önceden ramazanın en büyük göstergesi paylaşımdı. Tanımadığın insanlarla yardımlaşmak önemliydi. Şimdi yine paylaşım var ama sadece sosyal medyada yediği ve içtiğini paylaşıyor...