Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Önlüklerimiz siyahtı ama bayramlarımız rengarenkti
18 Ocak 2019 Cuma, 14:46

Şimdi televizyon kanallarında izliyoruz seksenleri...

Osya seksenler, darbe yıllarıydı.

Kimse hatırlamak istemese de bizim hafızalarımızda ayrı bir yeri, ayrı bir önemi vardı o yılların...

Okula tabana kuvvet giderdik.

Her sabah andımızı okumak bize büyük heyecan veririr, söylerken boğazımızın yırtılacağını sanırdım.

Küçüklerimi korumak büyüklerimi saymaktı ilk vazifemiz...

Önlüklerimiz gerçekten siyahtı ama milli bayramlarımız rengârenkti o yıllarda...

Coşku ve heyecanı ise anlatmaya kelimeler bulamazdık.

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim... Bayramların görev alabilmek ve en ön sırada olabilmek için yarışır dururduk birbirimizle...

Ödevlerimizi kütüphanede yapar, okumak için kitapları yine oradan ödünç alırdık. Kitap yoktu ama okumak için heves çoktu.

Ali Baba ve Kırk Haramiler, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Devri Alem, Marco Polo ve Beyaz Diş gibi daha nice hikayeler.

O zamanlar en çok kitap okuyana hediye de yoktu ama olsun!..

Ne güzel oyunlar oynardık...

Saklambaç, yakan top, istop, bezirgan başı, misket ve topaç...

Öyle herkesin bisikleti yoktu o yıllarda!

Harçlıklarımızı biriktirir onunla bisiklet ile tur atmaya giderdik.

Müsaademiz ise akşam ezanına kadar!

Yaz günüyse daha da izin alabilirsek yemekten sonra da çıkardık!

Bıkana kadar yada annemiz bize seslenesiye kadar dışardaydık o yıllarda...

Kışsa soğuktan pes edene kadar kartopu oynardık.

Yatmadan "Adile Teyze"den masallar dinlerdik.

Yaz tatillerinde 'şans talih kader kısmet' çekilişi yaptırır kendi harçlıklarımızı çıkarır, onunla da mahallemizde motor üzerinde geçen Ahmet abiden dondurma alırdık.

Michael Jackson-Madonna-George Michael gibi Amerikalı sanatçıların şarkılarını, kısa metrajlı film tadındaki video kliplerini TRT ekranlarında izlerdik...

Renklerin hepsi gri ve tonlarında tabii ki.

Siyah-beyaz dönemi ama bir o kadar da keyifli ve renkliydi...

Brezilya yapımı senelerce süren diziler. Hepsi de güzel gelirdi. Hatırladıklarım; Bizimkiler, Hayat Ağacı, Dallas, Köle İsaura...

Şaban, Kara Şimşek ya da Rocky filmleri seyredilecekse VHS kaset kiralanır, hangi akrabanın evinde video varsa orada cümbür-cemaat toplanıp seyredilirdi.

O yıllardaki fotoğraflara bakın: öyle tek başına selfi çılgınlığı yok.

Hep birlikte ailece ya da arkadaşlar hep bir arada.

Akıllı telefonlarla bilmem kaç kere öz çekim yapmak yok!

Fotoğraf makinesiyle sınırlı çekilen fotoğraflar en fazla 36 poz, kadraja alabildiğince insan sığdırılır, hep birlikte poz verilir sonra da film yanmasın diye dua edilirdi.

Doksanlarda...Doksanlı yıllar tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz için de büyük değişimlerin, gelişimlerin olduğu yıllardı.

Özellikle iletişim sektöründe yaşanan gelişmeler, özel radyo ve televizyonların ortaya çıkmasıyla dünya ayağımıza gelmişti.

Her şeyden, herkesten haberdar olduk!

Gizlimiz, saklımız ve özelimiz kalmadı...

O yıllarda özel radyo ve tv'ler ardı ardına gelmeye, savaşları canlı izlemeye başladık. İletişim güçlenince şarkılar da değişmeye ve o çılgın anlamsız sözlerin türemesine neden oldu. Z kuşağına ilkel gelen walkman ise o zamanlar sahip olmak istediğimiz tek şeydi.

Bir sürü müzik grubu ve pop star çıkmıştı piyasaya!

Kiminin şöhreti anlık oldu unutuldu, kiminin hiç bitmedi...

Efsaneydi 90'lar!

Peki ne demeli milenyuma!...

Yeni çağ, krizleri, iflasları ve parçalanmaları beraberinde getirdi.

İflas eden ülkeler, ekonomiler ve holdingler.

İşsizliği, enflasyonu, cari açığı ve milyonerleri gördük.

Yüzümüz sadece futbulda güldü desek yanlış olmazdı heralde...

Önce Galatasaray'ın UEFA Kupası, sonrasında ise Süper Kupa;

Ardından gelen Türk Milli Takımı'nın Dünya 3.'sü olduğu Dünya Futbol Şampiyonası...

Hepsi de saman alevi gibi bir parladı sonra da samanı üfle üfle dur ki ateşi yeniden alevlendirelim...

Her kes gibi teknolojiyi keşfettiğimiz, sosyal medya ile yatıp kalktığımız o kör olası teknoloji...

Selfi çılgınlığı ile tavan yapan teknoloji gelişme her yaştan insanı yalnızlığa iten ah o teknoloji...

İletişim çağı dendi ama insanlar arasında iletişim koptu.

Saygı, sevgi ve anlayış bitti.

Beton yığınına dönen şehirlerimizde renkler de soldu, çiçekler de...

İşte bu yüzden olsa gerek ki 80'ler hepimiz için ayrı bir öneme sahip.

Gerçekten siyahtı önlüklerimiz ama: rengarenkti hayatımız...