Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
ÖZEL OKULLARDA REKOR BÜYÜME
19 Ocak 2018 Cuma, 11:24

Eğitim ve konumuz sömestr olunca yazımıza Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk ile başlamak daha doğru olur diye düşündüm.

Atatürk bir ulusun yaşamında eğitimin önemini belki de en iyi anlamış, anlatmış ve son nefesine kadar bu uğurda mücadele etmiş ender devlet kurucusu ve Cumhurbaşkanıydı.

Eşsiz bir eğitimci ve Başöğretmen Atatürk'ün en önemli sözlerinden biri de;

"Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder."

İşte, eğitimin özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet kadar önemli olduğunu dikkat çeken büyük bir devlet adamıydı...

Ben de 17 milyon öğrenci ve öğretmenin sömestr tatili öncesi eğitim konusunda yapılan yeni düzenlemeleri, sistem değişikliklerini ve özel okullara neden bu kadar çok yöneldiğimizi anlatmaya çalışacağım.

Son iki yılda yasal düzenlemeler ve getirilen teşvikler sonucu Bursa'da adeta özel okul patlaması yaşandı.

Sadece Bursa'da mı?

Elbette hayır...

Türkiye çapında özel okul sayısı bir yılda yüzde 50 artarak 5 bin 828 olan okul sayısı 8 bin 246'ya çıktı.

30 yıl önce Bursa'da sadece 3 adet özel okul var iken bugün bu sayı 335'e yükseldi.

Özel okullardaki bu rekor büyüme ve çoğalmada en büyük dilim ise Nilüfer'e ait. Bu okulların yarısından fazlası Nilüfer İlçesi'nde eğitim veriyor.

Özel okullardaki bu denli rekor büyüme, eğitim sektöründeki kaliteyi tartışılır duruma getiriyor.

Son zamanlarda bu köklü eğitim kurumlarının birer banka gibi yönetilmeye çalışılması ise tartışmaların daha da alevlenmesine neden oluyor.

Rekabetin arttığı bir ortamda elbette kalitenin de artması ve çıtanın her geçen gün yükselmesi gerekmez mi?

Özel okulların öğrencilerine sunduğu eğitim, Türkçe, matematik ve fen derslerinde ibaret olmadığı da su götürmez bir gerçek.

Öğrenciler artık daha sosyal, daha aktif, daha sportif, daha sanatkâr ve en önemlisi araştıran, sorgulayan ve kimliğini ortaya koyan, ayaklarının üzerinde durup geleceği için planlar yapabilmenin hesaplarını yapıyor.

Evet, an ve an değişen bir dünya ve hızıyla baş döndüren bir teknoloji içinde olunca doğrusu da bu zaten belki ama; eğitim sisteminde yapılan değişiklikler, sınava dayalı bir birey yetiştirme inadı ve o sınavdan bu sınava koşan çocuklarımız...

Bizler çocuklarımızdan bunu mu istiyoruz?

Çocukluklarını, gençliklerini yaşayamayan, mutsuz bir nesil yetişiyor arkamızdan.

Bunda bizlerin de suçu olduğu bir gerçek.

Bu gerçek ile yüzleşmekten kaçmak gelecekte çok daha büyük sorunları da beraberinde getireceğini unutmamak gerekir.

İnsanlar, hiçbir bilgiye sahip olmadan doğar.

Yaşamı boyunca birçok bilgi öğrenir.

Başarının sırrı da okumaktır. Okulda olduğu kadar hayatta da başarının en önde gelen şartlarından biri yine okumaktır.

Yüzyılların deneme ve araştırma ürünlerinden yararlanmak, uygar ve kültürlü bir insan olmak için çok okumalıyız.

Okul kitaplarıyla yetinmemeliyiz.

Uygarlık bizden önceki kuşakların biriktirdiği bilgi ve anıların bir toplamıdır.

Biz, uygarlığa o kuşakların kitaplarını okumakla katılabiliriz.

Hiçbir şey okumanın yerini tutamaz.

Kültürlü bir insan olmanın biricik yolu okumaktır.

Okuma olayı bir uzun yolculuktur; beşikle başlar, mezarla biter.

Okulla beraber biten okumalar yarıda kalmıştır.

Okuma iğneyle kuyu kazmaktır; kararlılık ister, sabır ister.

Okuma bir arayıştır, hakikati, doğruyu, güzeli arayış.

Her arayış içinde bulma heyecanını barındırır.

Bulursunuz, ikinci, üçüncü... Arayışlar başlar. Umut ve heyecan, okumanın ayrılmaz iki vasfıdır.

Okuma insanlığın, umut ve heyecan da canlılığın şartıdır.

Unutmamalıyız ki Kuran'ın ilk emri de "Oku" olmuştur.