Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
TADIMIZ KAÇIYOR!
31 Ocak 2018 Çarşamba, 11:25

Salataya sıkılan limondan narekşisine, köfteden sucuğa kadar birçok üründe vatandaşın restoranda yediği yemek konusunda aldatılmasıyla karşı karşıyayız.

En büyük hile ise yemeklerde kullanılan malzemeler kadar kullanılan ve adı sanı ve içeriği ne olduğu belli olmayan yağlar geliyor.

Zeytinyağı yerine soya yağı, tereyağı yerine ise tereyağı aroması kullanıldığını biliyor musunuz?

Hatırı sayılır lüks restoranlardan pek çoğunda olduğu gibi...

Mönüsü çok zengin.

Yiyeceklerin hepsi çok iddialı ve lezzetli...

Oturduğunuz yerden aşçıların bulunduğu bölümü rahat görüyorsunuz. Arı gibi çalışıyorlar. Masaya bir salata sipariş ediyorsunuz. Hemen geliyor.

Domatesinden biberine, salatalığına, maruluna her şey çok taze.

Tabii ki bir bedeli var. Yaklaşık 40 TL civarında.

Yağını ve diğer malzemelerini ben dökeceğim diyorsunuz. Tabii diyorlar.

Şık bir şişe içerisinde zeytinyağı, aynı şıklıkta bir narekşisi ve limon suyu geliyor. 'Suyunu değil de bizzat limonun kendisini alabilir miyim' diye soruyorsunuz.

'Efendim biz siz yorulmayın diye sıkıp getirdik' diye cevap veriyor garsonlar!

Geçmiş olsun...

'Çok sağlıklı' diye yemek üzere olduğunuz tazecik salataya boca ettiğiniz zeytinyağının ne olduğundan haberiniz yok, narekşisi tıpkı limon suyu gibi kimyasal. Hem paranız gitti hem de sağlığınız...

En önemlisi sulu yemeklerde kullanılan yağlar.

Pamuk yağı, soya yağı, kalitesiz zeytinyağı kullanımı çok yaygın. Restoranda yediğiniz yemeğin tadına hayran kalmanız da bu yemeğin çok kaliteli olduğu anlamına gelmiyor. Ne yazık ki yemekleri lezzetli hale getirmek için kullanılan lezzet katkılarıyla, koku katkılarının kullanıldığını söylememize gerek yok sanırım.

Tabii bu katkı maddeleri sayesinde o yemeğin tutkunu haline geldiğinizi de...

Bir de esnaf lokantalarında yapılan yemeklerimiz var elbette...

Bilenleriniz vardır ama esnaf lokantası olarak bildiğimiz pek çok lokantada artık yemek fabrikalarında üretilen yemekler satılıyor.

Dikkat edin pek çoğunun mutfağının olmadığını sizler de göreceksiniz. Bu yemekler önceden sipariş edilip, yemek fabrikasında yapılıyor ve iki metrelik cam tezgahın önüne iyi görünmeleri için sıralanıyor.

Sizde yemeklere bakarak siparişinizi veriyorsunuz.

Şüphelendiğinizde ya da aklınıza gelirse mutfaklarını bir sorun lütfen!..

Bakın bakalım cevapları ne olacak.

Sizin, 'Aman ne güzel, hem de ucuz' diye yediğiniz her şey aslında yemek fabrikalarında pişiyor.

Peki, sağlıksız mı? Defalarca ısıtılmadıysa ve yemek fabrikası gerçekten sağlıklı ürünler kullandıysa sıkıntı yok.

Ancak bu yemeklerin nereden geldiğini bilmek hakkımız.

Ayrıca kıymanın kilosu 30 ile 40 TL arasında satılan bir ülkede 5 TL'ye köfte olabilir mi?

Elbette pahalıya satılan ürünlerin tamamı sağlıklıdır diye bir kural yok.

Ancak köfte yapılacak etin kilosu 40 TL'yi geçmişken 5 TL'ye köfte nasıl satılır?

Kemiksiz et ile hindi etinin fiyatı arasında neredeyse 4 kat fark var.

Bazı restoranların kuzu şiş yerine baharatlarla terbiye ettikleri hindi etini kullandıklarını biliyor muydunuz?