Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Zelzeleyi babamdan, Depremi Işıkara'dan, Sorumsuzluğu siyasetten Öğrendim...
17 Ağustos 2017 Perşembe, 10:28

"Deprem öldürmez, bina öldürür"...

Bu sözü tam 18 yıl önce Türkiye'nin deprem dedesi rahmetli Ahmet Mete Işıkara'dan öğrendi tüm Türkiye... Dürüst olmamız gerekirse ben de depremin değil binaların öldürdüğünü Işıkara hocamızdan öğrendim.

Peki ya zelzele; ben ise bu kelimeyi yaklaşık 40 yıl önce iyi bir inşaat ustası olan rahmetli babamdan öğrendim.

Öğrendim ama ne anlama geldiğini tüm Türkiye gibi 17 Ağustos Körfez depreminde anladım.

Sonra da depremin değil binaların insanı öldürdüğünü şahit olduk.

Resmi kayıtlara göre 1999 Körfez Depremi'nde 17 bin 480 kişi öldü, 23 bin 781 kişi yaralandı. 505 vatandaşımız ise sakat kaldı.

285 bin 211 konut ve 42 bin 902 işyeri hasar gördü.

Peki ya resmi olmayan rakamlar?

Deprem psikolojisiyle yok olan kararan on binlerce hayat!

Unutmadık ve unutmamızda mümkün değil AMA;

"Deprem öldürmez, bina öldürür" sözü koca bir YALAN...

Deprem de, bina da öldürmez... İnsan öldürür...

Peki, hangi insan öldürür?
"Binayı yapan... Yaparken çalan..." yetmedi;

"O binanın yapılmasına, içine insanların yerleşmesine izin verenler öldürür"...

Peki, bunu yargılamayan adaletin, siyasilerin de mi suçu yok...

Dedik ya insanı insan öldürür...

Binalar değil, işini yapmayan insan...

Bu ülkede kim ne yapsa yanına kâr kalıyor. İşte, bu anlayış değiştiği zaman ülkemizde de değişim başlar.

Gerçek sorumluları sorguladığımız zaman değişim başlar.

Ülkemin bilmem kaç bin TL olan milli serveti, rakamlarla yüzde 15 büyüyen Türkiye ekonomisi ya da futbolda dünya sıralamasında beşinci olmuşuz ne anlamı var ki!

Büyük felaketin üzerinden tam 18 yıl geçti. Acıları unutulmadı, ölenlerin anısı yaşıyor, yakınlarını kaybedenler o günü ise hiç unutmuyor. Hâlâ birçok kişinin kulaklarında çınlayan bir soru unutulmadı.

Göçük altında ölümle kalım arasında gidip gelenlere yardım elini uzatanların derinlere, karanlığa seslenişi:

"Sesimi duyan var mı?"

Ne yazık ki bu felaketinde sorumluları içimizde cirit atmaya devam ediyor.

Zamanı daha iyi değerlendirmek açısından deprem bizlerde büyük bir değişime öncü oldu diyebilirim.

Depremle birlikte gördük ki bir kaç saniyede insan her şeyini (eşini, dostunu, annesini, babasını, çocuğunu, evini, arabasını ve hatta kolunu ve bacağını da) kaybedebiliyor.

Demek ki daha farklı şeylere ihtiyacımız var.

Daha iyi çocuklar yetiştirmek için eğitime, daha sağlıklı bireyler olmak için sağlığa, kendisini geliştirmek için öğrenmeye, kaybetmeyeceğimiz şeyleri kazanmaya ihtiyacımız var.

Umarım yaşamımız boyunca hep kazanırız. Yeter ki bütün hayallerimiz 45 saniyede çöp olup gitmesin...