Bursa Hakimiyet

Değişim şart

Yıllar önce daha çocukluk ve gençlik dönemlerimizde salon sporlarına ilgi duyduğumuz günlerde, ‘Neden biz ülke olarak hep gerideyiz? Neden biz kulüp düzeyinde Avrupa ve dünya şampiyonu olamıyoruz? Neden erkek ve kadın milli takımlarımız dünyanın büyük organizasyonlarına katılamıyor ya da katıldığında başarı elde edemiyor?’ diyerek her zaman ‘Neden’ sorusunu sorgulamış ve zaman zaman öfke, isyan karışımı duygularımız karmakarışık olmuştur. 
Evet, yıllar geçti. 2000’li yıllar ile birlikte hem kadınlarda hem de erkeklerde milli takımlarda ve kulüpler düzeyinde Dünya Şampiyonları, Avrupa kupalarına ulaşmamız normal sayılır hale geldi. Peki, ne oldu da bu kadar kısa sayılabilecek bir dönemde bu ivme yakalandı ve başarılar geldi. Cevabı çok basit aslında. İyi bir organizasyon ve doğru planlama hepsi o kadar. Peki, kimin önderliğinde bu işler oldu. Tabii ki parkeden gelmiş, temsil kabiliyeti yüksek, bilgi birikimi olan, kendisini her konuda donatmış, karakterli, eğitimli insanlar sayesinde. Helal olsun onlara hepsine kocaman bravo demek gerekir.
Gelelim çim sahaya. Ne durumdayız sorusunu soralım. Rezalet! Kulüpler batmış çok büyük bütçelere sahip kulüpler borç batağında iflas etmiş durumda. Bırakın milyon Euro’ları… milyar Euro’lara varan borçlarla hayal satan bir gerçeğinden uzak. Kendi kurdukları sistemin içinde boğulan bir düzen.
Futbolu kulüplerinin başındakiler dahil, yönettiğini zannedenlerle birlikte en tepedekilerden tut en alttakine sistemin içindeki çarpık ilişkiler yumağı. Burada doğru bir şey çıkar mı? Zor. Eh bazen tesadüfle bağlı günlük başarılar o kadar yani kısacası. İşi bilmeyenlerin yönettiği sistem artık futbol ile beraber basketbol, voleybol gibi çim sahadan gelenler yönetmeye başlarsa işte o zaman futbol kurtulur. İşte o zaman sürdürülebilir başarılar elde edebiliriz.