Bursa Hakimiyet

Enerji patlaması

Öncelikle bu muhteşem stadyumu Bursa kentine ve Bursaspor taraftarına kazandıran en büyüğünden en küçüğüne, emeği geçen herkese teşekkürler. Maça sayılı dakikalar kala tribündeki yerimize sevgili partnerim Adem Vural ile birlikte oturmadan önce Nilüfer Deresi’nin güldür güldür akan suyunun üstündeki köprüden geçerken, Amerika’nın Manhattan’ı, İstanbul’un Maslak’ı andıran ışıl ışıl, yeni, teknolojik binaları görünce kendimi Avrupa’nın merkezinde hissettim. Sadece o mu? Timsah Arena’daki koltuklarımıza oturduğumuzda da duygu yoğunluğumuz en üst noktaya çıktı. O müthiş ambiyansı oluşturan taraftarlarımızın şovları başlayınca bende öyle bir özgüven patlaması oluştu ki sormayın. Sanki ben oynayacağım. Sadece bende mi? Tribünlere gelen binlerce timsahın o güzel enerjisini hissetmeyen yoktur herhalde. İşte o enerji, sahanın içerisindeki cesur yürek sporcularımıza ulaştığında, onların da bireysel kalitelerini en üst noktaya taşıyarak mükemmel yardımlaşmaları oluşunca, bu muhteşem oyun ve mükemmel skor ortaya çıktı. Oyunun hemen başında iki farklı skorla geriye düştüğümüzde Adem Vural’a dönerek “Eğer bir gol atarsak bu maçı 4-2 kazanırız” dedim. O şaşkın gözlerle bana bakarken etrafımızdaki bunu duyan herkes bu sözlere inanmıştı. Garip gelse de bu durum hoşuma gitmedi değil. Hele maçın son dakikalarında Serdar Aziz’in dördüncü golü gelince ben Trabzonsporlu yöneticilerin arasında adeta kendimden geçtim. Sahanın içi mi? Unutmadım tabii ki. Yeşil Beyazlı oyuncuların oynama iştahı ve coşkusunu görünce Timsah Arena’ya gelen her takımın işinin zor olacağı o kadar belli ki. Dzsudzsak, Stoch, Sercan adeta resital yaptı. Merkezdeki Faty ve Jorquera’yı izlerken kendimi İngiltere Ligi izliyormuş gibi hissettim. Sonuçta bu maçı kazanmak için o kadar çok sebep vardı ki teşekkürler Hamza hoca, teşekkürler çocuklar.