Bursa Hakimiyet

Es-Es bizden zengin!

Sezonun ilk maçı için heyecanlı, coşkulu ve aksiyonu bol bir maç hayal etmiştim. Çünkü bu maç her iki takımın oyuncuları için de kazanma isteğinin oluşması adına hikayelerin bol olduğu bir müsabakaydı. Ancak sahanın içine girdiğimizde, Timsah’ın aşırı kontrollü oyunu tercih etmesi ve riske girmeyip rakip savunmayı da rahatsız etmemesi, Bursaspor adına pozisyon azlığına sebep oldu diyebiliriz. Yaklaşık 60 dakika öyle enteresan bir oyun ortaya koydu ki Yeşil Beyazlılar, Es-Es’li oyuncular birinci bölgede oyunu kurarlarken ve ikinci bölgeye topu aktarırlarken hiçbir baskı görmediler. Timsah’ın sadece topu kaybettiği anlarda orta alanda kalabalık kalarak savunmaya yapışması bana çok enteresan geldi.
Ertuğrul Sağlam’ı biliyoruz. Artık sistemini, oyun kurgusunu ezberledik. Bu kadar beraber olduğumuz bir teknik adamın zaaflarını ortaya çıkarıp ondan faydalanmamak, Bursaspor adına bir zafiyettir diye düşünüyorum. Örneğin, Sağlam’ın takımlarında savunma baskı yerse çok kolay dağılabilir. Ama biz bunu yapamadık! Gol bulmak adına Es-Es’te Erkan Zengin öne çıkarken, özellikle ona destek veren Tarık Çambel ve merkezdeki Özgür Çek’in üstüne konuşmak gerekir.
Bursaspor adına ise oyunun hücum tarafını her zaman olduğu gibi Batalla organize etmeye çalıştı. Ne var ki partneri Belluschi’nin sakatlıktan dolayı olmayışı, Batalla’nın yalnız kalmasına sebep oldu diyebiliriz. Merkezden destek alamayan Pinto’nun tek umudu kanatlardan gelecek toplardı. Ancak ne sağda Sestak, ne de solda Tuncay geriye yaptıkları koşuları rakip arkasına yapamadığından Timsah için gol imkansız hale geldi. Oyunun son çeyreğinde ise fizik olarak düşüşün sonucu maç disiplininden de kopan Bursasporlu oyuncuları hayretle izledim. Pinto’nun penaltıyı kaçırması umudun tükendiği noktaydı adeta. Gol olsaydı da bir şey değişmezdi. Sonuçta hücum zenginliği yaratabilen, futbolun pozitif tarafını ortaya koyacak zenginliğe sahip olan bir rakibe mağlup olduk.