Bursa Hakimiyet

Hayaller ve gerçekler

Bursaspor için sezonun bittiği maç Bursa’da Galatasaray ile oynadığımız kupa maçıydı. Tam bir hayal kırıklığıydı. Aslında lig devam ederken ve şans hala varken, kupaya yoğunlaşmanın doğru olmadığını hem yazdım hem söyledim ve sonunda da haklı çıktım. Bu da övünülecek bir şey değil, tabii ki. Sonra ne oldu; son 4 maça girerken Bursaspor’u yönetenler 12 puan hedefi koydu. Buna önce kendileri inandılar, sonra yandaşları. İşte o zaman   benim Bursaspor ile ilgili bu sezonki beklentilerim bitti. İnsanın diyesi geliyor kardeşim, “Kardeşim kimi kandırıyorsunuz?” diye. Bütün sezon boyu 1.3 puan ortalamasıyla oynamışken, son 4 maç 3 puan ortalamasını nasıl koyarsın? Olacak şey değil ama umut işte… Bu sezon böyle garipliklere alıştık artık. Sezon bitse de kurtulsak diye bakıyoruz. Neyse gelelim maça. Hala olmayacak duaya amin diyeceğiz ya; birilerine göre Trabzonspor’u yenip Avrupa’ya gidebiliriz. Bu maç ile ilgili benim aklımda kalan iki kalecinin öne çıktığı bir oyunda kaleci Harun Tekin, artık Bursaspor’daki rüştünü ispatlamıştır. Timsah adına iki güzel golün kahramanı Bekir ve Belluschi, oyun olarak da dikkat çektiler. Trabzonspor’un beraberlik golünü atan Kadir Pekmezci’nin rakibin en kötü oyuncularından biri olduğunu da söylemeliyim. Yeşil Beyazlılarda herkes üzerine düşen görevi yapmak için çok çaba sarf etti. Sadece Ozan solda zorlandı, Ethem için ise bende tam bir fikir oluşmadı. Volkan Şen’in de bu maçtan sonra mutlaka oturup, karşılaşmayı birkaç kez izlemeli. Ve “Ben takım için ne yaptım, ne kadar değer kattım, nerede hata yaptım” diye mutlaka bakmalı. Hiç olmazsa önümüzdeki yıl için faydası olur. Benden söylemesi. Son söz İrfan Buz’a; Bursa’da herkes futbolu çok iyi biliyor hocam. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunun herkes farkında. Onun için hedef koyarken ayaklarımızın üstünde kalıp, gerçekçi   hedefler koymalıyız ve sana soruyorum hocam; Son maçları hala genç oyuncularla oynamamakta çekinceniz nedir? Bursaspor için sezon sonlanmışken, neyin peşinde   gidiyoruz bana lütfen anlatın. Bir de dakika 87’de Enes Ünal’ın oyuna gönderilmesi bende tam bir hayal kırıklığı oluşturdu.