Bursa Hakimiyet

Kaçan balık büyük olur

Bursaspor ilk devre biterken öyle bir gol yedi ki; bu gol Timsah’a hiç yakışmadı. Bu pozisyondan önce İbrahim Öztürk, gol ortası yapan Amr Zaki’ye refakat etti. Sonrasında kademede olan Gökçek, golü atan Emre’ye eşlik etti. Yenilen gol sonrası Sestak öyle bir gol kaçırdı ki inanın bu pozisyon penaltıdan daha kolaydı.
Rakip Elazığspor tam bir toplama takım görüntüsünde organize olmaktan uzak olduğu gibi, oyun karakteri de oluşmamış. Ayrıca rakibin en gerideki Bilica ile en uçtaki Tum arasındaki mesafe de o kadar uzaktı ki bu kadar geniş alanda ne taktiksel ne de oyunsal bir ritim yakalanır. Bülent Uygun’un bu anlamda işi hiç kolay değil.
Bursaspor ise rakibin aksine daha kompakt bir takım görüntüsünde. Ancak futbolcuların fedakârlıktan uzak oynamaları rakibe üstünlük kurmalarını engelliyor. Oysa bireysel kaliteden toplam kaliteye ulaşmak Timsah’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliğiydi. Pinto’nun penaltı atışından gelen golü bile Bursasporlu oyuncuları yüreklendirmeye yetmedi. Rakibin sahada ne yaptığı belli olmayan tavrını algılamak ve kazanma isteğini en üste çıkartmak Timsah’ın bu maçı kazanması anlamına gelirdi. Yine ayrıca Ertuğrul Sağlam’ın maçın gidişatına göre yaptığı hamleler de Bursaspor lehine gelişmesi için yeterli olmadı.
Ancak şu bir gerçek ki Bursaspor’da orta alanın merkezinde N’Diaye’nin olmayışı takımın fiziksel yeterliliğini engelliyor. N’Diaye umarım kısa sürede takımdaki yerini alır. Rakip Elazığspor’u gördükten sonra Bursaspor’da idari ve teknik olarak futbolcu grubunu hedefe yönlendirmek ve onları inandırmak zor olmasa gerek. Sonuçta böylesi elverişli karşılaşmalardan iki puan eksik ayrılmak “Kaçan balık büyük olur” lafını aklıma getiriyor.