Bursa Hakimiyet

18 yıl önce gözleri önünde şehit edilen eşe mektup

Alt tarafta okuyacağınız satırlar şehit eşine ait.
18 yıl önce birlikte görev yaptıkları Güneydoğu’dan yıllık izin için memleketleri Bursa’ya gelirken asker kılığına girmiş PKK’lılarca durdurulan araçlarından indirilip gözleri önünde öldürülen şehit astsubaya ölüm yıldönümü olan 23 Eylül’de eşinin yazdığı mektuptur.
Yıldız Namdar, Facebook’tan paylaştığı mektubunu ben de sizlerle paylaşmak istedim.
“23 Eylül, sevmiyorum bu günü, içimi acıtıyor.
Bugün bana çaresizliğimi hatırlatıyor. Hayatımda böyle bir gün yaşanmaması için dünyaları verirdim.
Asker kılığına girmiş PKK’lı köpeklerin yolumuzu kesip ellerindeki silahlarla bizi gafil avladıkları gün bugün.
Büyük yürekli Murat’ımın ailesine dokunmasınlar diye direnmeden ‘aileme dokunmayın ne yapacaksanız bana yapın’ diyerek hayvanlar sürüsüne kurban olduğu gündür bugün.
Benim ise karşımda insan varmış zannederek yalvarmaktan aciz olmaktan başka bir şey yapamadığım bir gündür bugün.
Ne acıydı Murat, dağ başında sesimizi duyan bizi koruyan olmamıştı.
Oysaki ikimiz de melek gibi insanlardık.
Kendi halimizdeki mutlu yuvamızda geleceğe dair hayallerimiz vardı. Adeta tırnaklarımızla kazıyarak vatanımıza hizmet etmek için ben hemşire sen ise astsubay olmuştun.
İkimiz de fakirlik ve yoksulluğun içinden geldiğimiz için alın teriyle helalinden paramızı kazanıyorduk.
Ailelerimize evlenirken bile yük olmamıştık.
Hep sevgi doluyduk.
Hayatımda gördüğüm en mükemmel en tatlı insandın Muratım.
Seni dünyalar kadar seviyordum ve hala çok seviyorum.
Sen öldürülmeyi hele de kanı beş para etmez teröristlerin elinden ölmeyi hiç hak etmedin.
Bize bunu yaşatanlara karşı çok savaştım hesabını sormak için neler neler yaptım bilemezsin.
Bu yolculukta mücadele edecek zannettiğim bir sürü menfaatçi sahtekar bizi ve ülkemizi değil kendilerini düşünen kalitesiz insanlar yanaştı yanıma.
Onları geldikleri gibi gönderdim.
Ama bu yolda mücadele eden temiz ve samimi insanlar da bulduysam da onlar da büyük güçler karşısında elleri kolları bağlı kalmış insanlardı.
Onun için çoğu zaman yalnız savaşmayı tercih ettim.
Ama yalnız da başarılı olamadım. Senin ve ülkemin mücadelesini verirken çok dikenli ve taşlı yollardan geçtim çok yoruldum. Mücadeleyi bıraktığım ve bırakmak zorunda bırakıldığım için senden çok özür diliyorum. Bu uğurda yüce Rabbimin ilahi adaletine sığındım. Nurlar içinde yat Muratım.
Mekânın cennet olsun.
Seni unutmadım. Söz ölene kadar da unutmayacağım.
SENİ CANIMDAN ÇOK SEVİYORUM MURATIM...”
Şehit eşinin mektubu bana,  “ölenle ölünmez” sözünün bazen hiç de öyle olmadığını anlatıyordu.