Bursa Hakimiyet

Karacabey turizmi için bu bir fırsat

Bursa’nın keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok doğal güzellikleri var ki…
Bunlardan biri de Karacabey’in deniz sahiline kıyı longoz ormanları ve gölleridir.
Bilmeyenler için aktarmış olalım, longoz sulak doğal yer anlamına gelmektedir.
Karacabey Belediyesi’nin girişimleriyle son zamanlarda gündeme gelmeye başlayan bölge burası. 
Türkiye'de nadir bulunan, geleceği parlak bir longoza, ıhlamur ormanlarıyla komşu denize ve ülkemizin tek yarı vahşi ayı barınağına sahip bu doğa harikası bölgenin hak ettiği konuma gelebilmesi için yapılabilecek tek bir şey var…
Bölgenin Milli Park statüsüne dahil edilmesi.
Sosyal medyadan yaptıkları çağrılardan da anlaşıldığı üzere bu girişimin öncülüğünü Karacabey’i Sevenler Platformu yapıyor.
Yaşadığın yeri sevmek, sahip çıkmak da zaten bunu gerektirmiyor mu?
Buranın milli park yapılması için olmazsa olmazı gerektiren evrensel şartlar var.
Milli park olacak yerlerin doğal, kültürel ve turizm kaynakları gibi birtakım özelliklere sahip olmaları gerekiyorsa da Karacabey’in Yeniköy bölgesini bir bütün olarak düşünüldüğünde bunların hepsi burada mevcut. 
Hatta fazlası var demek abartı mı olur diye düşünsem de bölgenin aynı zamanda deniz sahili olduğu göz önüne alındığında insanın aklına neden olmasın, fikri geliyor.
Çeşitli gerekçelerle doğal güzellikler ve yaban hayatı hızla yok olurken doğayı koruyup kollamanın önem arz ettiği günümüzde ülkemizdeki milli parkların önemini bilip sahip çıkmak gerek.
Karacabey’in doğal güzelliklerinin yıllardır hak ettiği değeri alamadığını düşünüldüğünde milli park oluşumunu öne çıkarıp, turizmde dünyada farkındalık oluşturabilecek tam bir fırsat olacağı kanısındayım.
Nitekim Karacabey Belediyesi’nin öncülüğünde oluşturulacak bilimsel bir projeyle konu TBMM’ye taşıyıp alınacak Bakanlar Kurulu kararıyla bu işin başarılması ilçe turizminin de önünü açmış olacaktır.
Bunun için bir engel olmadığını düşünüyorum.
Yeter ki yapmak istesin.

YAPMAK MI ZOR, İÇİNİ DOLDURMAK MI?

Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin hemşire açığı nedeniyle bir yıldır yüzde 30 kapasitede çalıştığını dünkü yazımızda aktarmıştım.
Bir de, “Bursa Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği ne iş yapar?” diye de sormuştuk ya...
Bursa Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın, duyarlılık gösterip aradı.
Rüstem Hoca’nın da ifade ettiği gibi hastanenin hemşire açığının giderilmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan personel talebi yaptıklarını söyledi.
Dört Çelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin şu an mevcut personeliyle ihtiyacı karşıladığını ve başka ile hasta sevki yapmadıklarını aktarırken de şunu söyledi:
“Hastanemizin mevcut fiziki donanımına göre personel ihtiyacımız elbette var. Bu ihtiyacımızı mevcut personelimizle bugün için giderilmeye çalışılıyor”
Prof. Dr. Rüstem Aşkın, personel açığının burasıyla sınırlı olamadığı gibi il genelinde bu sayının bin 500 olduğunu söyledi.
Rüstem Hoca’nın aktardıklarından şu, mesele hastane yapmak değil içini doldurabilmek…