Bursa Hakimiyet

Nilüfer Çayı’nda yüzüp, balık tutacağınıza inanıyor musunuz?

AK Parti Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Önder Matlı, TBMM’de yaptığı konuşmada, birkaç yıl içinde Nilüfer Çayı’nın yüzüp balık tutulacak duruma geleceğini söyledi.
Bunu hayal etmek bile insanı mutlu etmeye yetiyor…
Peki ama bu sizce gerçekleşebilir mi?
Bence, geçmişte verilen benzer sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediğini anımsayacak olursak kısa vadede bu iş biraz zor gibi geliyor.
Ama şu bir gerçektir ki, geçmiş yerel yönetimlere oranla bugün için kentimizin en önemli su kaynaklarından Nilüfer Çayı’nın kirliliğinin önlenmesi yönünde ciddi çalışmalar vardır.
Bursa’nın hızlı sanayileşmesine paralel olarak organize sanayi bölgelerinin dışında kurulmuş münferit sanayi tesislerinin endüstriyel atık suları hiçbir tedbir alınmadan derelere, sulama kanallarına bırakılmaktadır.
Bu derelerden ve yeraltı kaynak sularından sulanan sebze ve meyvelerin bir şekilde soframıza gelmesiyle toplumumuzda ölümcül sağlık sorunları görülmektedir.
Sanayileşmeyle bağlantılı olarak kentimize hakim olan plansız ve çarpık kentleşmenin önüne geçilememesi ve belediye hizmetleri kapsamında günümüze kadar çevre kirliliği ile ilgili konulara gereken önemin verilmemesi, sorunun bugünlere gelmesinin başlıca sebebi değil midir?
Bu vebal bu kentte yaşayanların değil geçmişte önlem almayan şehri yönetenlerindir…
Buna şükürler olsun ki, tehlikenin boyutunun geç de olsa farkına varılıp önlem almak için başlatılan bir çalışma var.
Milletvekili Önder Matlı’nın, “Nilüfer’de birkaç yıl içinde hep beraber yüzecek ve balık tutacağız. Bursa’da sağlıklı nesiller yetişecek” sözlerini önemseyip tarihe not ediyoruz.
Her canlının temiz hava ve temiz çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun anayasal bir hak olduğu bilincine ulaşmış yönetimler bu doğrultuda yapacakları çalışmalarla bunun karşılığını halktan bulacaklardır.

Ceyhun İrgil’e kolay gelsin

Dr. Ceyhun İrgil’in CHP’den aday adayı olduğunu duyunca şaşırdım.
Nedeni de, daha önce Nilüfer Belediyesi’nden Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi seçildiğini anımsayın.
Kısa bir süre sonra da, “Bu iş bana göre değil” diyerek istifa ettiğini de hatırlayın...
O günden sonra da kendisini sivil toplum kuruluşları ve meslek gruplarının etkinliklerinde görmeye alışmıştık.
Dün ziyaretimize gelen İrgil’e, meclis üyeliğinden istifasını hatırlatarak şunu sordum:
Milletin vekili olduğunuzda, sonuç itibarıyla siyasetin tam içinde olacağınız TBMM’de, “Bu iş bana göre değil” diyerek de istifa eder misiniz?
İrgil, meclis üyeliği ile milletvekilliğinin çok farklı kavramlar olduğunu anlatmaya çalıştı.
Ama ikisinin de siyasetten ibaret olduğunu unutmuş gibiydi.
“Ben ilkesel nedenlerden dolayı meclis üyeliğinden istifa ettim” savunmasına tatmin olmadım.
Keşke, “Parti grubunun değil, halkın sözcülüğünü yapamayacağımı anladığım için istifa ettim” diyebilseydi.
Aday adayı olma konusundaki fikrinin önseçim şartının gündeme gelmesiyle oluştuğunu belirten Ceyhun İrgil, amacının ise, cumhuriyete, insanlığa, kadın haklarına ve emeğe sahip çıkarken de dik duruş göstermek olduğunu ifade ediyor.
Benim naçizane fikrim, vicdan ve hoşgörü üzerine kurgulanmış yaşam biçimiyle insanların gözünde toplum gönüllüsü Dr. Ceyhun İrgil olarak siyasetin dışında kalmasıydı.
Çünkü Ceyhun İrgil’i toplum, siyaset üstü Ceyhun İrgil olarak benimsemiştir.