Bursa Hakimiyet

Rektör siz olsaydınız ne yapardınız?

Farkında mısınız, Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ın getirilmesiyle birlikte üniversitenin daha fazla şehir hayatının içinde olduğunu görüyoruz.
Bu bazen, üniversitenin fakültelerinin öne çıkmasıyla bazen de Rektör Hoca’nın şehrin yöneticileriyle daha sık bir arada olması gibi…
Hep bundan yakınmıyor muyduk, şehrimizin markası üniversitemizi Bursa halkından uzak, içine kapalı, kentin geleceğine dair projelerin içinde niçin olmuyor diye.
Bu yapı Yusuf Hoca’yla birlikte kırıldı.
Nasıl mı, işte son bir örneği aktarayım…
Rektör Yusuf Ulcay, üniversitede çeşitli kademelerde yöneticilik yapmış olan akademisyenleri davet ederek, “UÜ’nün siz rektörü olsaydınız ne yapardınız, ne yapmazdınız?” diye sormuş.
Kime mi?
Eski bakanlardan ve UÜ eski akademisyenlerinden Prof. Dr. Nazım Ekren, YÖK eski üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın danışmanı Prof. Dr. İlker Parasız ile eski dekanlara.
Rektör Hoca, kentle bütünleşmiş bir üçüncü nesil üniversite oluşturmak üzere yola çıktıklarını, bunun için de her türlü deneyime, öneri ve tecrübeye ihtiyaç duyduklarından dolayı bir araya geldiklerini belirtiyor.
Hocama bir öneri de bizden olsun.
Aynı soruyu başta üniversiteniz öğrencileri olmak üzere halka da sorunuz…

Orhaneli Teksas mı ki?

Orhaneli Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, herhalde yapacak başka bir iş bulamamış olacak ki, vatandaşa silahlı, silahsız ve bıçaklı saldırılara karşı savunma tekniklerinin verildiği eğitim semineri kursu düzenlemiş.
Görevi halka eğitim sunmak olan devletin en önemli eğitim kurumlarından adı üzerinde Halk Eğitim Merkezi’nin dövüş tekniklerinin öğretildiği kurs açmasına ve de kursu başarıyla bitirenlere de sertifika vermesine ben de sizler gibi duyunca şaşırdım.
İşin şaşırtıcı bir yanı daha var.
O da eğitimi veren Orhaneli Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Emniyet Amiri Hakan Aga.
İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürü Nevzat Tanışık, kursu açma gerekçelerini şu sözlerle ifade ediyor:
“İlçemizde bu eğitimi almış bir emniyet mensubu amirimiz varken biz de bu fırsatı değerlendirmek için kursu açıp halkımıza farklı ve faydalı bir etkinlik yaşatmak istedik”
48 saat süreli eğitimde silahlı, silahsız ve bıçaklı saldırgana karşı savunma teknikleri öğrenen 19 kursiyere, keşke karşısındakine de kendisine de zarar verecek kadar saldırganlaşan kişiye aynı şiddette karşılık vermek yerine insan ilişkileri ve ikna etme yöntemlerinde eğitim vermiş olsalardı.
Halk Eğitim Merkezi Müdürü Nevzat Tanışık’a sormak istiyorum:
Hocam, Orhaneli Teksas mı ki, dövüş tekniği ve savunma eğitimi kursuna gerek duydunuz?

İmam böyle yaparsa…

Aylardır seçim stresi yaşatılan vatandaş pimi çekilmiş bomba misali…
Sokakta durum öyle bir hale geldi ki, karşıt görüşü savunmak kavga nedeni oluveriyor.
Buna sebep, parti liderlerinin seçim meydanlarında, kavgada bile söylenmeyecek, birbirlerine hakaret içeren sözleri topluma kötü örnek olmasıdır.
Hele ki, seçim günü yaklaştıkça sözlü şiddetini daha da artıran liderleri görüp dinleyen vatandaşlar aynen şöyle düşünüyor:
“Bizim oylarımızla bizi yönetmek için milletvekili, bakan, başbakan olacak şunlara bakar mısınız, sanki bir daha bir araya gelmeyeceklermiş gibi nasıl da sözler sarf ediyorlar”
Toplum öyle bir duruma getirildi ki, televizyonda artık herhangi bir siyasi partinin temsilcisinin sesini duymak istemeyecek kadara getirildi maalesef.
İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz ki.
Bu yüzden Türkiye’nin 8 Haziran’dan itibaren bir an önce normalleşmeye ihtiyacı var.