Bursa Hakimiyet

Vali’den Hakan Şükür’e cevap…

Eski milletvekili ve milli futbolcu Hakan Şükür ile Vali Münir Karaloğlu’nun sosyal medya üzerinden tartışması Bursa’dan Van’a kadar uzanmış durumda.
Bu da, Vali Karaloğlu ile Şükür’ün geçmişten gelen bir husumetleri olduğunu gösteriyor.
Dağlıca’da çatışmada hayatını kaybeden Kurmay Yarbay İlker Çelikcan’ın şehit olduğu haberini ailesine söyleyebilmenin ne kadar acı olduğunu Hakan Şükür nereden bilebilir ki?
Bilmediği için Vali Bey’in şehidin baba ocağına yaptığı taziye ziyaretinde çekilmiş fotoğrafına,”Şehit babasını tahmin ediyorsunuzdur. Pozu veren de Bursa Valisi. Acıyı bal eyleyen şehit babası, acıyı rant eyleyenle” şeklinde yazarak tweet atan Hakan Şükür’e sormak lazım, peki ne yapmalıymış Vali Bey?
Belli ki, Hakan Şükür’ün Vali Bey’den kuyruk acısı var diye düşünürken gelen mail de bu düşüncemi doğruladı.
Meselenin daha anlaşılması için Vali Karaloğlu’nun Şükür’ü lanetleyen cevabını aktarayım:
“Beni poz vermek acıyı bal, acıyı rant eylemekle itham etmişsiniz. Kelimelerle suikast yapmış, terör estirmişsiniz. Bir babaya oğlun şehit oldu demenin ne demek olduğunu bildiğinizi sanmıyorum. Anlayamazsınız. Hangi dizginleyemediğiniz kinle beni konu ederek tweet attığınızı bilmiyorum, ilgilenmiyorum. 
Van depremi sırasında vali olarak görev yapıyordum. Türkiye akın akın derdimizi paylaşmaya yaramızı sarmaya geliyordu. ‘Acıyı bal eylemek poz vermek, acıyı rant eylemek” Bunlar nedir, siz çok iyi bilirsiniz.
Hatırlatayım. Bu bir skandaldı. İnfiale sebep oldunuz. Özür dileyeceğinize, ‘bizlerin yaptığı” iftirasıyla skandaldan kurtulmaya çalıştınız. Kamuoyu hatırlar, cemaatinizin kurduğu çadırda çocukların alnına 7,2 yazarak medyada çarşaf çarşaf yayınlatmıştınız. Gelenler arasında sizin gibi poz vermeye gelenler, acıyı bal eylemek isteyenler, acıyı ranta çevirmek isteyenler de vardı. Türlü yöntemler deneyerek gecenin bir yarısı size ulaştım ve yalanınızı izah etmenizi istedim.
O gün korkak suçluların yaptığı gibi ortadan kayboldunuz, kaçtınız telefonlarınızı kapattınız. Bu konuya büyük hassasiyet gösteren Sayın Başbakanımızı da iftiranızla yanıltmaya gayret ettiniz. Attığınız vicdansız, ahlaksız, kin dolu tweet nedeniyle sizi şiddetle kınıyor, kininizi lanetliyorum. Bu skandalın tabii ki izahı olamazdı. O gece size hakkımı helal etmeyeceğimi söylemiştim. Şimdi de helal etmiyorum. Acıyı, çocukları, şehitlerimizi istismar ve kininize alet etmekten daha seviyesiz bir şey olamayacağını umarım siz de anlarsınız”
Yorum sizin...

TARİHE VEFA ONAYI

Dünya mirası olmasıyla övündüğümüz Cumalıkızık’ın korunması için yapılan girişimler bürokrasinin ağır aksak işleyişine takılınca tarihin yok olmaya başladığını önceki yazılarımızda vurgu yaparken şöyle demiştik:
Tarihi yapıları hem kullanıp hem de 700 yıl boyunca koruyarak günümüze ulaşmasını sağlayan Cumalıkızıklılar, ilgisizlikten dertliydi.
Nitekim, 1990 yılında evlerinin koruma amaçlı Anıtlar Yüksek Kurulu’nca SİT alanı kapsamına alınmasıyla başlayan sürecin kendilerini sıkıntıya soktuğunu dolayısıyla o tarihten bu yana yaşamlarını sürdürdükleri evlerini onarmak için çivi dahi çakılmasının yasak olduğu belirtilmişti.
Çünkü, tarihi evlerin onarımını devlet üstlendiğinden kimsenin bir şey yapmasına izin verilmediği için çok sayıdaki tescilli tarihi yapı bakımsızlıktan yok olduğuna vurgu yapıp restorasyon projesinin bir an önce Anıtlar Yüksek Kurulu’nun onayından geçmesi bekleniyordu.
Nihayet o onay geldi…
Müjde niteliğindeki onay kararını kamuoyuyla paylaşan Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, Cumalıkızık’ın Osmanlı’nın kuruluş yıllarına tanıklık eden tarihi dokusunun korunarak eski kimliğine kavuşturulacağını belirtmiş.
Aslında bu onay, Cumalıkızık’ın günümüze taşınmasına vesile olan ama hayatta olmayan asıl sahiplerine vefa niteliğindedir.