Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Laik cumhuriyetten ödün verilemez
23 Şubat 2021 Salı, 08:11

Yeni anayasa talebinde amaç bellidir başlıklı yazımda ifade etmiştim tekrar ediyorum. Hedeflenen konu, kaldırılması istenen Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, LAİK Devlettir. Bu hedefe ilişkin bir örnek daha vermek isterim 2016 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nde, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliğince düzenlenen bir konferansta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) İsmail Kahraman ''Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dünyada üç anayasada laiklik var. Fransa, İrlanda, bir de Türkiye'de var. Tarifi de yok. İsteyen, istediği gibi bunu yorumluyor. Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım." dediğini hatırlatmak isterim. Bu sözleri kim sarf ediyor Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı. Ne noktalara geldiğimizi gerçekten herkes fark etmeli. Meclis Başkanı üstelik milletvekili olarak ettiği yeminde ''Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve Lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim''.diyor. Diğer taraftan laikliğin Anayasadan kaldırılmasını talep ediyor. Ne yaman çelişki değil mi sizce de ?

SALGIN TEHDİDİ GEÇMİŞ DEĞİL

İlk önce İngiltere'de ortaya çıkan sonrasında da Brezilya ve Afrika varyantları ile tanıştığımız Mutant virüs maalesef Avrupa'dan sonra ülkemizde de hızla yayılıyor. Bu yeni mutant virüsün bulaştırıcılığının bilinen virüse karşı bulaştırıcılığı çok daha yüksek. Özellikle kapalı alanlarda havada askıda kalabildiğinden bulaş riski ve bulaşma hızının çok daha yüksek olduğu bazı bilim çevrelerince ifade ediliyor. Yani bulaş yolunun, temasla geçen "damlacık" dışında "aerosol partikülleri şeklinde havada asılı kalan virüsler olduğu bilgisine sahibiz. Bu nedenden ötürü birçok ülkenin sınırlarını kapattığı ve uçuş yasağı getirdiği düşünülürse tehlikenin boyutu ortaya çıkıyor. Her ne kadar bugün Dünya Sağlık Örgütü sözcüsü virüsle mücadele kapsamında geleceğe yönelik olumlu bilgiler verse de şimdilik tehlikenin varlığı devam etmektedir. Son günlerde açılma ve kısıtlama-larının gevşetilmesi konuların gündeme geldiğini, AVM lerde ve birçok yerde lokantalar ve turizm sektörüne bağlı işletmelerin açılacağı düşünülürse kısıtlamalar kalktığında yoğunluk artacağından bu mekanlar ve toplu taşıma gibi kapalı alanlar daha da riskli hale gelecektir. Beyaz Saray Sağlık Danışmanı ve Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Ensti-tüsü'nün direktörü Dr. Fauci'nin geçenlerde bir demecinde bu ortamlarda çift maske kullanılmasını önerdiğini dikkate aldığımızda daha da dikkatli olmamız gerektiği ortaya çıkıyor.

SALGIN KISITLARINA UYULMUYOR VE DENETİMLER DE ZAYIFLAMIŞ DURUMDA

Peki biz ülke insanı olarak ne yapıyoruz birçoğu kural tanımazlığı marifet sayarak, kuralları hiçe saymayı kendine görev edinmiş. Uzun süredir coronavirüs tedbirleri kapsamında sokağa çıkma yasağı kısıtlaması ilan edildiğini halkımızın bu konuda hem ekonomik hem de psikolojik olarak büyük sıkıntılar yaşadığını biliyoruz. Ancak kurallara uymayanların da başkalarının yaşamını tehlikeye attıklarının da bir gerçek olduğu ortadadır. Geçen hafta sonu kısıtlardan muaf olmam dolayısıyla şehirler arası yola çıktığımda kent içinde parkların dolup taştığını, marketlerin önünde küçük çocuklar dahil yoğun kalabalıklar olduğunu, kent içi trafiğin hafta başı trafiğinden neredeyse daha yoğun olduğunu, sosyal mesafe kuralını hiçe sayarak banklara oturup sohbet edenler ile bazı vatandaşların fotoğraf çektirdiklerine tanıklık ettim.
Hele kısıtlar başladıktan sonra ikinci köprüden saat 21.30 sularında geçerken neredeyse trafiğin durma noktasında olması ve 45 dakikada karşıya geçmem ve yukarıdaki örnekler kısıtlamalara uyulmadığının önemli bir göstergesi olup bu kadar insanın da benim gibi izinli olması da düşünülemezdi. Bir kez daha hatırlatmak istiyorum Lütfen kurallara uyunuz kendi yaşamınızı ve başkalarının yaşamını tehlikeye atmayınız