Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sürdürülebilir kalkınma kavramına aykırı sözler
14 Ocak 2020 Salı, 08:09

Bugün sizlerle yerli otomobil ile buna bağlı olarak Devrim otomobili serüvenini ve otomotiv sektörü ile ilgili görüşlerimi paylaşmayı düşünüyordum. Ancak sabah haberlerinde Ulaştırma Bakan'ının Kanal İstanbul ile ilgili şaşkınlık ve hayret içinde izlediğim son değerlendirmesini dinlediğimde, bu konunun sizlerle paylaşılmasının ve yorumlanmasının daha öncelikli olduğunu düşündüm. Nedenine gelince, öncelikle ifadenin yönetişim anlayışından uzak , halk adına uygulanan projelerde bilimsel temelli yaklaşımlar yerine sadece kâr ve rant esasını dikkate alan her şeyin para ve getiri olarak görüldüğünü itiraf eden ve buna karşın sürdürülebilir kalkınma kavramını dikkate almayan içerikte olduğunu görmek beni geleceğe yönelik bir kat daha endişeye sürükledi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ne demişti? "Evet, yaptığımız bütün projeler rant projesidir. " Rant ne demektir kâr demektir. Biz projelerimizin fizibilitesinde rantabilitesine bakıyoruz. Kârlı olmayan bir projeyi niye yapalım" Gelir getirecek tüm projeler rant projesidir, Devamından ''Biz devletiz İstanbul'daki bir belediye başkanının bir devlet projesini durdurmak gibi bir hakkı yoktur. Buna devletin hükümetin yetkili organları karar verir. Faturasını da belediyeye göndeririz. Hedefimiz 2026'da projeyi hayata geçirmektir''.
Bir öncesinde de benzer şekilde Cumhurbaşkanı ''İsteseniz de istemeseniz de Kanal İstanbul'u yapacağız'' demişti.
Bu ifadeler yukarıda da belirttiğim üzere başta yönetişim olmak üzere, katılımcılık, şeffaflık, açıklık, denetlenebilirlik hesap verebilirlik, erişebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma esaslarına felsefesine uygun olmayan sözler olup oldukça düşündürücüdür.

ÇEVRE DEĞERLERİ VE GÜVENLİK SÖZ KONUSUYSA RANT DÜŞÜNÜLEMEZ

Ayrıca devlet kavramı üzerinden de bir kavram kargaşalığı yaşandığını görüyorum.''Biz devletiz'' Devlet projesini durdurmaya hakkı yoktur'' sözleri karşılığında ise devlet dediğiniz mekanizma ise insanlardan, resmi , sivil, kurum ve kuruluşlardan oluşan toplumsal bir varlıktır. Ve devlet temel organları olan yasama, yürütme ve yargı üzerinden yönetme işini yapar, yani hükümet bu temel organlardan birinin içindedir.
Asıl organlar hem devletin hukuksal yapısını sağlar, hem de birbiri arasında kurduğu ilişki yönetimi ile devletin siyasal yapısını tanımlar. Kısacası tek başına hükümet devlet olarak görülemez. Bir proje hükümetin veya bir belediyenin veya bir sivil toplum örgütünün projesi olabilir bir devlet içinde bu proje halk adına insan merkezli ve devleti oluşturan millet adına yapılır. Ancak yasama, yürütme, yargı ve o projeden etkilenen sivil toplum birbirlerini denetleyerek bu projenin insanlık için, çevre için uygunluğuna, sürdürülebilir kalkınma esasına uygun olup olmadığına karar verir. Tabii ki projelerde mühendislik açısından rantabilitesine bakılır ancak halk adına yapılan özellikle güvenlik, sağlık, eğitim ve çevre, tarihi mirası koruma gibi birçok konuda ve bunlarla etkileşim içinde bulunan projelerde hiçbir şekilde kâr esası ve hele rant dikkate alınamaz.

TÜRKİYE TARAFTIR

Çevre kavramının dünyamız için önemli olduğu anlaşıldığında 48 yıl önce ilk olarak Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı 5-6 Haziran 1972 yılında birçok ülkenin katılımıyla Stockholm'da gerçekleştirildi ve ilk defa o konferansta BM İnsan Çevresi Bildirgesi kabul edildi. Stockholm konferansından sonra ise yukarıda ifade ettiğim sürdürülebilir kalkınma kavramı ise yine ilk kez 1987 yılında bir çevre raporunda dile getirilerek Sürdürülebilir kalkınma; bugünün gereksinimlerini gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma olarak tanımlanmıştır. Yani bizler bugün bir taraftan kalkınırken geçmişten değil geleceğimizden aldığımız mirasın da korunmasından söz ediyoruz.
Diğer taraftan 3-14 Haziran 1992 tarihlerinde Rio de Jenerio'da Birleşmiş Milletler konferansında bir çok ilke belirlenirken katılımcılık adına da Gündem 21 eylem planı kabul edilmiştir. Tüm bu eylemlerde ülkemiz taraftır.
Kısaca aktarmaya çalıştığım bu konular katılımcılığı şeffaflığı sürdürülebilir kalkınma ilkelerini bilimi dikkate alarak dünyanın çevre duyarlılığı gündemini oluşturmaktadır Kanal İstanbul projesi de kâr ve ranta dayalı veya ben yaptım oldu mantığı dışında yukarıda belirttiğim yaklaşımlarla ele alınmalıdır.