Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Buçuktepe'den şehitler köprüsüne-4-
14 Şubat 2020 Cuma, 08:19

Türkiye'de 1960 Darbesi'nden beri ithal ikamesine dayalı ekonomi politikalarıyla beslenen burjuvazi (bizdeki burjuvaziyi komprador burjuvazi olarak tanımlamak daha uygundur) 1973 ve 1974 yıllarında karşılaştığı iki kriz ile komaya girmişti. 1973 Arap İsrail savaşından sonra Arap ülkeleri petrolü, İsrail'i destekleyen batılı ülkelere karşı bir silah olarak kullanınca; petrol fiyatları bütün dünyayı sarsan bir kriz doğurmuştu. Doğal olarak kriz Türkiye'yi de olumsuz yönde çok etkiledi. İhracat gelirinin büyük bir kısmı ancak petrol ithalatını karşılayacak düzeye geldi. Ayrıca, 1974 yılı Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında, ABD'nin ambargo başlatması dış ticareti olumsuz yönde etkiledi. 1970'li yılların sonunda ödemeler dengesindeki açık büyüdü, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık arttı, döviz darboğazı üretimi durma noktasına getirmişti. Yakın tarihimize kazınmış bir olaydır (Japonya büyükelçiliği maaşları gönderilirken 70 sent eksik yatırılmıştı. Elçilik çeki tam olarak düzenleyince bankaya yatan para 70 sent eksik olduğu için Japon bankası çeki ödememişti, bunun üzerine Demirel o meşhur 70 sente muhtacız sözünü etmişti.) Yine o yıl nüfusu bizim Yıldırım ilçemizden daha az olan Lüksemburg'dan 1 milyon dolar borç almıştık.
Bir yandan sağ-sol çatıştırılıyor güvenlik sorunu tırmandırılıyor, diğer yandan burjuvazinin ekonomik sorunlarının aşılması için 24 Ocak kararları (neoliberal politikalar) sahneye kurtarıcı reçete olarak sürülüyordu.. Bu kararlar Türkiye'nin karma ekonomiden, piyasa ekonomisine geçişinin pasaportudur. Bunun için de itiraz edilemeyen güçte bir iktidar gerekiyordu. (toplumsal muhalefetin olmadığı bir iktidar) Askeri darbenin en önemli gerekçelerinden bir de budur ve bu Türk baharıdır. Sovyet bloku/Varşova Paktı üyeleri de Berlin duvarının yıkılışı ile elini bükemedikleri kapitalizme geçiş yaparak bu baharı yaşamıştır.
ABD o dönemlerde neoliberal politikaların uygulanabilmesi için dünyada birçok ülkede merkez sağ hükümetleri iş başına getirebilmek için gerekirse askeri darbelere de tam destek veriyordu. Zaten 12 Eylül karartması bir TSK ve ABD ortak yapımıdır. Kenan Evren ve arkadaşları darbenin gerekçesini sayarken; kaybolan devlet otoritesi ve anarşiyi öncelemiştir, ekonomi ile ilgili bilgi yoksunu olduklarından; onları ekonomik alanda ilgilendiren sadece toplumsal olaylardır. (Sendikal hareketler, grev lokavt gibi işçi işveren eylemleri) Basın açıklamasında eline tutuşturulan metinden ekonomi ile ilgili bölümleri sadece okumuştur, (kıraat etmiştir) bilgisi ve ilgisi olmadığı için de tilavet edememiştir. Oysa bazı stratejistler güvenlik sorununun darbe için katalizör olduğunu, asıl amacın ise; neoliberal lige transfer bir Türkiye olduğunu söylerler.
Darbe konseyi siyaseti de bilmediği, bilenleri de dinlemediği için Türkiye'nin avantajlarını heba etmiştir.12 Eylül askerî darbe haberi bazı Yunan gazetelerinde "Türkiye'de darbe oldu; Yunanistan NATO'ya dönüyor" başlığıyla verilmişti. Yine dönemin Yunan Dışişleri Bakanı Miçotakis'in "Harekâttan iki-üç saat önce Türkiye kaynaklı bir mesaj aldım; artık Yunanistan NATO'nun askerî kanadına dönebilecek" iddiası Yunan medyasına yansımıştır. (çok ilginç değil mi?) NATO başkomutanı ABD'li General Rogers'in, bir ay içinde Ankara'yı dört kez ziyaret edip "Yunanistan'ın Türkiye'nin AB'yle ilişkilerini engellemeyeceği" ne dair "asker sözü"nü darbe lideri Evren'e şifahi (sözlü) vermesiyle, Türkiye "veto" sunu kaldırdı ve "kriz çözüldü" Evren, "Yunanistan'ın NATO'ya karşılıksız ve hiçbir yazılı anlaşmaya bağlı olmaksızın dönmesi"ni General Rogers'ın "asker sözü" ne güvenerek onayladı. ABD başkanı Carter "General Rogers Sayın Evren'le çok yakın dosttu, yıllarca uğraşıp, vaatler ve telkinlerle yapamadığımızı şahsi dostlukla başardı, 12 Eylül darbesi olmasaydı bu mümkün olmazdı" demiştir Evren, daha sonra bu avanakça kıyağı "asker sözü'ne güvendiğini" söylemekle açıkladı. Ve ilginçtir; NATO'ya dönüp bir yıl içinde AB'ye giren Yunanistan, Türkiye'nin AB'ye girmesini engelledi. NATO'ya dönüş vizesinden iki yıl sonra Yunanistan'ın "kara sularını 12 mile çıkarma" emrivakisi üzerine, General Rogers'in "Görüştüklerim şimdi iktidarda değil, bir şey yapamam!" sözleriyle çocuk kandırır gibi çark etmesi, düştüğümüz komik durumun fotoğrafıdır