Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Erdoğan'a vefa
30 Temmuz 2021 Cuma, 08:15

18 Nisan 1999 Yerel ve Genel Seçimlerin kampanya dönemiydi. Bursa'ya destek için gelecek olan Erdoğan'ı Yalova'dan bir arkadaşımla beraber ben almıştım. Cezaevine girecek bir insan Gemlik, Orhaneli ve Bursa merkezde programlar yapıyordu. 26 Mart tarihinde infaz için Pınarhisar ceza evine giren Erdoğan'ı Faruk Çelik, Mehmet Emin Tutan ve iki arkadaşımla ziyarete gittiğimizde bana"Hayri baba!" diye seslenişi hâlâ kulaklarımda. Ama ben cezaevinde oluşunu kabullenememiş Bursa'ya döndüğümde "aktif siyasi hayatımı askıya aldım, eğer bir gün bizim reis (o zamanlarda reis derdim) çıkar bir parti kurarsa düşünürüm" demiştim. Biz oradayken ziyaretine Gazeteci Mehmet Barlas ve bugün CHP'den ses veren Abdüllatif Şener'de gelmişti.

Erdoğan 24 Temmuz 1999 tarihinde tahliye edilmişti. Tahliyeden bir süre sonra 22.Dönem Milletvekili Niyaz Pakyürek arkadaşım aradı. Randevu aldım Tayyip beye gidelim dedi. Kim var dediğimde; İsmail Tatlıoğlu tanışmak istiyor dedi. Gittik İsmail'i tanıttık, Belediye seçimlerinde DYP adayı olduğunu oy oranına dâhil anlattık.

Sohbet devam ederken ben, Reis parti kurmamız lazım dedim. O da Benim üç yıl siyaset yasağım var nasıl parti kuracağız? Cevabını vermişti. Bunun üzerine Türkiye'de şu an bir Tayyip Erdoğan Karizması var ve hepimiz bununla geçiniyoruz, Hazıra dağ dayanmaz siyaset boşluk kabul etmez birileri çıkar bu boşluğu doldurur. Bak reis Mandela denen adam 25 yıl hapis yattı şimdi çıktı ülkesinde Cumhurbaşkanlığı yapıyor. Biz yola çıkalım kervan yolda dizilir. Dedim. O sohbette nasıl bir parti kurulmalı konusunu da tartıştık. Kısa süre sonra "Erdemliler" hareketi olarak yola çıkılmıştır.

Nihayet parti kuruldu. Bazı isimler o süreçte ayrıldılar. Meral Akşener Afyon'da yapılan çalışmalar sonrasında ayrılmıştı. İsmail Tatlıoğlu' da kuruluştan sonra ayrıldı. Hiç unutmuyorum il başkanıydım, O dönem Başbakan Erdoğan'la Yenişehir'den Bursa'ya geliyoruz, bana "İsmail Hoca ne yapıyor" diye sordu. İlk önce kanaat önderi birini mi soruyor diye düşündüm ve hangi İsmail Hoca diye sorduğumda Tatlıoğlu dedi. Ben de üniversitede devam ediyor cevabını verdim. Amerika ya gideceğim diyerek partiden istifa etti, gitmedi mi? Gitmedi dediğimde; Aleyhinde konuşmadı ama şunu söyledi, kalmış olsaydı vekillikse vekillik, bakanlıksa bakanlık her seçenek olabilirdi. Sanırım ayrılma gerekçesi olarak kendisine farklı bilgi verenler vardı. (Bu arada yazdıklarım o dönemi takip edenlere biraz yavan, gelebilir. Kimseyi incitmemek için, kısaca nezaket gereği, bildiğim çok şeyi detaylı yazmıyorum) AK Partiden farklı gerekçelerle ayrılanlar oldu. İddialara göre, kimileri korkutulduğu için kaçtı, kimileri partinin değil başka mahfillerin temsilcisi gibi durdu. Kimileri de Menfaat hesabı yapmıştır. 17. asır Fransız yazarı La Rochefoucauld "Menfaat her dili konuşur, her kılığa girer" der. AK Partiden de hepsi değilse bile çok kişi menfaati bitince veya ufukta menfaat göremeyince Liderin karşısına geçmiştir.

Türkiye'de birçok kişi şöhretini, yine birçok kişi elde ettikleri iktidar konumunu (Teşkilat görevinden tutun da, meclis üyeliği, Belediye başkanlığı, Milletvekilliği, Bakanlık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığını) Erdoğan ismine borçludur. Kimse kem küm etmesin, Yok efendim Himalaya'lar olmasaymış Everest tepesi olmazmış laflarına karnımız tok. O Himalaya'lar her zaman var da Everest'ler 50 senede 100 senede bir çıkıyor. Mesele Everest'in kıymetini bilmek Everest''e vefalı olabilmektir.

Friedrich Hegel'in " En vefakâr dostumuz gölgemizdir o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler " sözü, menfaati varken öven, menfaat ummadığında dövenlerin vefa terazisindeki eksik gramajını gösterir.

Ayrılmak için bahane bulmak çok kolaydır. Kimisi Erdoğan değişti, parti politikaları değişti, tek adam gibi bahaneler üretip habbeyi kubbe yaparlar. Peki görevdeyken ne yapıyordun? Övüp duruyordun. Neden övüyordun? Çünkü beklentin vardı da ondan. Anonim bir söz var: Biri size değiştin diyorsa ya sizinle işi bitmiştir ya da menfaati. Bu söz nokta atışı bir sözdür.

AK Parti bir bileşim mi? Bir karışım mı? Bu parti gemilerini yakanların partisidir, bileşimdir dedik ama maalesef araya karışım tipler de girebildi. İktidar koklayan bu tipler siyasi hayatın bülbülleridir. Sadi Şirazi "Bülbülden vefa ummayın çünkü her dem başka bir gül üzerinde öter" sözü sanki bu ilkesizleri tarif ediyor.

Gemiyi terk edip karşı safa geçenlerin; kahir ekseriyetine bakınca ne görüyoruz? Kiminin ismi teşkilatlarda parlamış, kimi yerel meclislerde, kimi TBMM'de, kimi kabinede Erdoğan ve AK Parti sayesinde bulunmuş portrelerdir. Bu gün bu figürleri Erdoğan'ın karşısında görünce; Yüzsüzdür insanoğlu kimse bilmez fendini, kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini." Dizeleri terennüm etmeden edemiyor insan.

Bunları neden yazdım. En güzel yazacak konumda olanlardan olduğum için yazdım. Anlatalım: Ak Partimizin birinci ve ikinci kongresinde Bursa İl Başkanı seçildim. Milletvekilliği yaptım. Milletvekilliğim bitti diye kenara çekilmedim. Her kampanya dönemi en önde koşmak için gayret ettim. Birinci kongreden son kongre hariç bütün büyük kongrelerin (6 olağan 3 olağanüstü kongrenin) delegesi oldum. Yaşımız altmışı geçmiş. Yani; bu saatten sonra siyasi hayat için kendimle ilgili hiçbir beklentimin olmadığı aşikârdır. Beklentisi olmayan yazıyorsa; vefadan yazar!

Covid-19 salgını bütün dünyayı kasıp kavurdu, Dünya ekonomileri daraldı, Bizde haliyle etkilendik.. Buna rağmen büyüyen Çin ve Türkiye ekonomisi var. Felaket kıyaslamayı yapmak istemem amma, Aynı tarihlerde Almanya ve Türkiye sel felaketi yaşadılar. Biz de Cumhurbaşkanı ve Bakanlar hemen sel bölgesine intikal ettiler ve yeni evler yeni köyler yapılacağını devlet taahhüt etti. Almanya'da selde ölü sayısı 200'e yaklaştı Alman vatandaşlar devletini arıyor. O devlet ki dünyanın ekonomi devlerinden biridir. Bizdeki ekonomik daralmayı siyaseten kullanan muhaliflerin rüzgârlarına kapılanlar, sosyal medya yalanlarına kananlar "Hava biraz soğuyunca, Gölge veren ağacı unutanlara" benzemiyor mu?

Son söz: Biz bu partide kiracı gibi durmadık. Bu nedenle Hesabi değil, Hasbiyiz!