Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sistemi tartışmak -2-
02 Ağustos 2019 Cuma, 09:43

Türkiye'de siyasal sistemin başkanlık modeline dönüşümünü talep eden ilk partilerin Milli Görüş geleneğinden gelen partiler olduğu görülmektedir. Milli Nizam Partisi programında "icrai organın daha kudretli olması süratli çalışabilmesi için Reisicumhur'un tek dereceli olarak seçilmesi ve icrai organ düzenin başkanlık sistemine göre tanzim" edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mili Selamet Partisi ise 1973'te Türkiye'de yaşanan kriz ve tıkanıklıklar karşısında sistem tartışmasını ele alarak seçim beyannamesinde Başkanlık sistemini getireceklerini yazar.
Hazırlanan beyannamede "Başkanı tek dereceli olarak millet seçecektir. Böylece millet devlet kaynaşması ve bütünleşmesi kendiliğinden doğacak ve Cumhurbaşkanı seçimi mevzuunda rejimimizi yıpratan iç ve dış spekülasyonlara imkân kalmayacaktır" denilerek Başkanlık sisteminin gerekliği vurgulanmıştır.
Türkeş: "Temel görüşler" isimli kitabında "Milliyetçi Hareket, tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır, kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. İcrayı, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Her konuda bütünleşmeci olduğumuza göre, icranın başında da bütünleşmeci olmalıyız" diyerek Başkanlık sisteminin Türkiye'nin tarihsel bir gerçeği olduğunu ifade eder. Gerek Milli Görüş hareketi gerekse Türkeş'in üzerinde vurgu yaptığı nokta "milletin belirleyici rolü" üstlenmesi gerektiği fikridir.

ÖZAL DÖNEMİNDE BAŞKANLIK SİSTEMİ

Özal'a göre Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı siyasi krizler ve istikrarsızlıklar ancak güçlü bir Başkanlık sistemi ile ortadan kaldırılabilirdi. Osmanlı'dan modern Cumhuriyete kadar geçen sürecin değerlendirmesini yapan Özal, Başkanlık sisteminin Türkiye'nin tarihi karakterine ve geleneğine de uygun olduğunu belirtiyordu. Hızlı karar almanın mümkün olduğu bir sistemde ekonomik kalkınma daha güçlü bir şekilde sağlanabilirdi. Ayrıca oturmuş bir başkanlık sisteminde güçler ayrılığı ilkesi ve denetimin çok daha etkin olacağını belirtiyordu. Demirel, Türkiye'de yaşanan krizlerin çözümü karşısında halka gitme imkânının olmadığını ve bunun da sistemden kaynaklandığını düşünüyordu. Darbelerin ve siyasi krizlerin ortaya çıkardığı kırılmaların çözümünün sistem değişikliği ile mümkün olabileceğine inanıyordu. Demirel, kendisine yönelik eleştirilere ise, "Başkanlık sistemi siyasi istikrarın sağlanması açısından şarttır. Yürütme ve yasama birbirinden ayrılmalıdır. Başkanlık sistemi kaçınılmazdır.
Türkiye bu sistemi tartışmalıdır" cevabı ile son noktayı koyuyordu.
Yine 1998 yılında Ankara'da katıldığı bir kongrede Demirel, ''Ben isterdim ki, Türkiye Cumhurbaşkanını seçsin. Ben isterdim ki, Türkiye dar bölge seçimine gitsin. Temsili sistem işlemiyor. Ben İsterdim ki, Türkiye'de başkanlık sistemini yapalım. İçimde ukdedir yapamadık.
Devlet büyük, ülke büyük, halk çok dinamik biz bu ülkeyi idare edemiyoruz. Sistemde değişiklik yapmamız lazım'' ifadelerini kullanarak Başkanlık sisteminin önemini vurgulamıştı.

ECEVİT DEMİREL'E TEPKİ GÖSTERDİ

Türkiye'de değişim istendiği anda; statükoyu koruma refleksi devreye girer. Bülent Ecevit tıpkı bugünkü muhalefetin yaptığı gibi sistem değişikliğini rejim değişikliği ile iliş-kilendirerek Demirel'e tepki gösterdi. Tepkinin garip olan tarafı; Ecevit sistemde başkanı adeta kral mesabesine koymuştu. Belli ki bu konuda yeterli bilgiye/donanıma sahip değildi. Şöyle diyordu; "O kişi laik demokrasiyi yıkmaya kalkışırsa bunu kim nasıl önleyebilecektir" sözleriyle sistem tartışmasını bir beka sorunu olarak göstermeye ve rejimle ilişkilendirmeye çalışıyordu. (Böyle bir şey eski monarşilerde ancak olur) Bu söylem, bugünkü muhalefet liderleri tarafından da benzer şekilde iktidara dönük olarak kullanılıyor.
Deniz Baykal, Yeni Birlik Gazetesi'nin sahibi Avni Özgürel'e verdiği mülakatta "Sistem kaçınılmaz noktaya gelince bunu değerlendirmek gerekir diye bakıyorum. Bu kadar sıkıntıyı yaşadığımız bir dönemin şartları içinde değerlendirmemiz gerekir başkanlık sistemini" dedi. Devamında Deniz Baykal "Bu makamın gerektirdiği niteliklerde bir adayla çıkabilirsek inanıyorum ki çok ciddi bir sıçrama yapabiliriz. Makamın gereklerini yerine getirebilecek bir adayla çıkabilirsek rekabet edebilecek duruma gelinebilir." Daha sonra bu sözlerini "Ben, başkanlık rejimi gelsin mi gelmesin mi sorusuna değil, bize rağmen gelirse CHP'nin ne yapabileceği sorusuna yanıt verdim. Elbette CHP, bu başkanlık projesine sonuna kadar ve tüm gücüyle direnmelidir ve direnecektir" diyerek düzeltme yoluna gitmiştir.