Bursa Hakimiyet

Affet bizi nezaket!

Lütfen karıştırmayalım. 
Burada kastettiğim nezaket, bizim mahalledeki kuaför Nezaket ya da diğer Nezaket hanımlar değildir.  Ben son zamanlarda toplum olarak elini bir çırpıda bıraktığımız “başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma sanatı” olan nezaket hakkında konuşacağım. 
Bu girizgâhtan sonra gelelim asıl konumuza.



Ben bu fotoğrafı dün Bursa’da bir sokakta çektim. 
Gördüğünüz gibi kahveci esnafım da herkes gibi modaya uymuş ve nezaketi elden bıraktığını bir A-4 kâğıdıyla ilan etmiş. 
Dileği ve söyleminde öyle çok ağır bir ifade yok ama müşterilerine emir kipi kullanarak, üstelik sözün sonuna da ünlem işareti koyması bana biraz manidar geldi. 
Tamam, şunu anlarım, işyerleri için yakıt gideri esnafımı çileden çıkarır boyutta. Kapının açık kaldığı her saniye onların kimyasını bozabilir ama hani ‘müşteri velinimetti’ ve de ‘müşteri kraldı.’ Krala böyle mi denir; 
Kapıyı kapat!
Aslında o mesele sadece penceresine arzusunu “Lütfen kapıyı kapatır mısınız” şeklinde yazmayan kahveci esnafıyla sınırlı değil. O sadece bir örnek. Yani az çok nezaketli olmayı hepimiz biliyoruz da ne yaparsak yapalım olmuyor işte!
Hele salı günleri milyonlara hitap eden koca koca partilerimizin grup toplantılarındaki kafa göz yaran ifadelerini dinlemişsek, nezaket hak getire!  
Ya da kelli felli kulüp, oda, dernek başkanlarımızın mesajlarında rakipleri için sarf ettiği yenilmez yutulmaz söylemlerini duymuşsak, nezaket yine kayıplarda! 
Veya yine koca bir ülke her sabaha terör gerilimi uyanıyorsa nezaketle nasıl kol kola olunacak? Öfkemizi nasıl kontrol edeceğiz? 
Ama olsun be biz yine de nezakete sahip çıkmaya özen gösterelim. Onu temelli kaybedersek işler daha da karışacak… 

‘Kalleşlik madalyası’ sahibini buldu!


Bence bu, pusu ve kalleşlik yöntemleri konusunda insanlığın gördüğü en alçakça uygulamadır.  Ve ben bugün hiçbir ikileme düşmeden, ne zamandan beri hangisi daha çok hak ediyor diye kafa yorduğum en yaldızlı kalleşlik madalyasını huzurlarınızda bu insan müsveddelerinin göğsüne takıyorum. Bu madalya onlara annelerinin çiğ sütü gibi helal olsun. 
“Bu şerefsizliğe kim nail oldu?” diyorsanız, merakınızı hemen gidereyim.



Haber Malatya’dan…
“Ortadan yarılarak bomba düzeneği yerleştirilen odunlar evdeki sobada patladı, 2’si ağır 7 kişi yaralandı. “
Madalyamın sahibini tahmin ettiniz değil mi?
Kafasını şeytanları bile kıskandıracak şekilde çalıştırarak, odunun içine bomba düzeneği yerleştirmeyi akıl eden canavarlara taktım kalleşlik madalyasını.


ZAMAN TÜNELİ


3 ŞUBAT 1933

İlk Türk Yolcu uçağı Ankara- İstanbul arasında ilk deneme uçuşunu başarıyla tamamladı. 



YORUM: Hava taşımacılığı konusunda ülke olarak çok mesafe kat edildi de, bu konuda keşke Bursa için de aynı şeyi söyleyebilseydik.