Bursa Hakimiyet

Bisikletimi kimler çaldı?

Yok be ya, benim ne bir bisikletim var ne de onu çalan oldu.
Mesele farklı.
Geçen sabah kahvaltımı taze ekmekle yapmak istedim. Fırın yürüme 3-5 dakikalık mesafede.  Giyinip indim aşağıya. O anda gözüm, site girişinde park edilmiş bisikletlere takıldı. 
İçimdeki hınzır bir dürtü beni onlara doğru yöneltti. Çok yıllar olmuştu onlara binmeyeli.  O dakikada “Şimdi şunların birine atlayıp fırına bu vesaitle gidip gelsem fena olmazdı” diye düşündüm. 
Ve düşündüğümü yaptım.  ‘Site çocukları bu masum kaçamak için Kemal abilerine bir şey demez’ düşüncesiyle, boyum, posum ve endamıma uygun bir bisiklete atlayıp, çıktım yola…
İlk 15-20 metrede acemice hareketler yapsam da sonraki metrelerde kendimi toparlayıp gençliğimi aratmayan sürüş keyfiyle asfaltı altımda kaydırmaya başladım.
Ama o da ne? 
Dakka bir engel bir!
Önüme çıkan çöp kamyonu yolumu tamamen kesti.  Aceleci temizlik işçilerinin işlerini bitirmesini beklemekten başka çarem kalmamıştı.  
Derken yol açıldı fakat bu sefer de kamyondan dökülen meyve kabukları arasında slalom yaparken manevram eksik kalmış olacak ki,  ön tekerim bir muz kabuğuna denk gelince ben şöyle bir savruluverdim.  
Aldırmadım elbette,  durmak yok, yolculuğa devam.  ‘Şurada fırına ne kalmıştı ki’ diye düşünürken kendimi bu kez bir kum yığınının kenarında debelenirken buldum.   
Kim bilir o kum yığını orada kaç bisikletlinin başına bela olmuştu.  Tabii ki o sokağa, evinin üstüne yeni bir kat çıkmak için bu tür malzemeler dökmek zorunda kalan hane sahibinin hiçbir suçu yoktu. 
Neyse uzatmayayım fırına giden yoldaki duraksamalarım bunlarla sınırlı kalmadı elbette. İnanın ben bu etap süresi içinde Survivor yarışmacısı Yılmaz Morgül’den daha zorlu engellerle karşılaşarak fırına ulaştım.  
Değerli okurlarım, demem o ki bir gün sizin de bisiklet sevdanız depreşirse siz önce güzergâhınızın bu iş için uygun olup olmadığını kontrol edin.  Ya da konunun yetkililerinden,  günümüzün en pratik, ekonomik ve sağlıklı ulaşım aracı olan bisikletler için bir şeyler yapmalarını isteyin, hem de ısrarla…

Vodafone Arena boşken de dolu!


Yeni statlar bir bir seyircisiyle buluşurken bu yapılarda tribün tasarımlarına dikkat ettiniz mi?
Ben bu konuda Beşiktaş ‘ın stadı Vodafone Arena ve Antalya Arena Stadı’nın tribün renk tasarımlarındaki uyanıklığa dikkat çekmek istiyorum. 
Beşiktaş’ın tribünlerine bakar mısınız? 



Zeminden üst tribünlere çıkıldıkça kullanılan renk oyunlarıyla sanki statta maç yokken bile koltuklarda 15-20 bin seyirci varmış hilesi uygulanmış.  
Manzara diğerlerini bilmem ama Antalya Arena’da farklı değil.
Keşke bu ya da benzeri bir renk oyunu bizim Timsah Arena’da da yapılsaydı.   Açılıştan beri ful çektiğine tanık olmadığımız stadımız için böyle bir tribün tasarımına öyle çok ihtiyaç var ki.
Umarım ilerleyen yıllarda kulübün mali durumu düzelince,  hem stadın eksikleri giderilir hem de koltuk desenleri stadı dolu gösteren bir tasarımla değiştirilir. 


ZAMAN TÜNELİ


8 NİSAN 1933

Almanya’da Ari ırktan olmadığı düşünülen memurlar emekli edildi.
Yorum: Adolf Hitler sonraki süreçte daha da ileri giderek   “Kalıtsal Hastalığa Sahip Çocukların Engellenmesi Yasası”nı bile çıkardı. Korku filmi gibi değil mi?

***